Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

KALE DAĞCILIK KEŞİFLERE DEVAM EDİYOR

KALE DAĞCILIK KEŞİFLERE DEVAM EDİYOR

Tarih 24 Ağustos 2015, 12:55 Editör PINAR YILMAZ

KALE DAĞCILIK KEŞİFLERE DEVAM EDİYOR

KALE DAĞCILIK KEŞİFLERE DEVAM EDİYOR ORMAN, ŞELALE, KIZ TEPELERİ, KUŞ CENNETİ, İŞTE KARŞINIZDA NALLIHAN-SARIÇALI ZİRVESİ Kale Dağcılık Derneği olarak başlattığımız “Sporumuzu yapıyoruz, çevremizi tanıyoruz” sloganıyla çıktığımız keşiflere devam ediyoruz. Bu hafta Ankara İli Nallıhan ilçesindeydik. Ali Çağlıyan, Tahir Taşdemir, Havva Atun, Vedat Payalan, Handan Atun, Şerife Taşdemir, Tülay Çağlıyan, Mine Atun Dikici, Volkan Yılmaz, Süheyla Yılmaz ve İsmet Demir’den oluşan dağcılarımız gecenin karanlığında yola çıktık. Sabah namazında Nallıhan ilçesindeydik. Ekipteki Nallıhanlı rehberimiz Tahir Taşdemir haricindeki diğer sporcular gibi bende bu coğrafyaya ilk defa gidiyordum. Daha önceleri Tahir abimiz Sarıçalı dağını öve öve bitiremiyordu. Ancak biz Ankara il sınırları içinde pek yeşil olacağına inanmıyorduk. Ne zaman ki Uyuzsuyu Şelalesini görene kadar.. Sabah namazı sonrası hiç oyalanmadan Nallıhan-Mudurnu yolu güzergâhı üzerinde yaklaşık 30 km. kadar ilerledikten sonra Karacasu köyü tabelasından sola döndük. Köyde sularımızı doldurduktan sonra Uyuzsuyu şelale bölgesinde ki kamp alanına geldik. Burası 1120 m. yüksekliğinde her tarafı çam ormanlarıyla kamplı ortasından şelaleyi oluşturan suyun geçtiği, Sarıçalı Dağının tam kuzeyinde yer alan bir mesire bölgesiydi. Kamp alanına geldiğimizde bizden önce gelen sadece bir otomobil vardı. Çünkü henüz çok erken saatti. Kahvaltı için hemen hazırlıklara başladık. Çünkü Sarıçalının zirvesi biz bekliyordu. Tam bir imece usulünde, el birliği ile sabah kahvaltısını hazırladık. Kimimiz ateşi yakarken, kimimiz çayı demliyor, kimimiz de diğer nevaleleri yerleştiriyorduk. Kahvaltıya başladığımızda saat 08.00 sularıydı. Çaylarımızı içip, kahvaltımızı yaptıktan sonra enerjimizi toplamıştık. Sıra, tırmanışa gelmişti. Rehberimiz, parkurun çok zor olduğunu anlatınca bayan sporcularımızın pek çoğu vazgeçerken onları sadece Süheyla Yılmaz adlı sporcumuz temsil edecekti. Tırmanışa şelale bölgesinden saat 09.00 sularında başladık. Süheyla hanımla birlikte tırmanışa geçen sporcu sayımız tam altı kişiydi. Kısa bir orman yolundan 45 derece eğimli Sarıçalı’nın kuzey parkuruna girdik. Orman ve ağaçlık bölgeyi geçtikten sonra daha dik ve zor bölüme geçmiştik. Kayalıklarla dolu bir bölgeye ulaştık. Sarıçalı dağı, bu bölge de İki büyük kayanın arasından geçit veriyordu. 50 dereceyi aşan diklikteki bu parkuru küçük düşmeler haricinde sağ-salim geçtik. Geçiti aştıktan sonra önümüzde çorak bir alandan oluşan büyük düzlük vardı. Ekip olarak geçiti aşıp zirveye ulaştık sanıyorduk. Ancak durum öyle değildi. Yaklaşık 1 km daha yürüdükten sonra betondan işareti de olan zirveye ulaştık. Saatlerimiz 10.10 olmuştu. Ancak dağın görülecek yeri bu kadar kısıtlı değildi. Rehberimiz ve kulüp üyemiz olan Tahir Taşdemir eşliğinde dağın diğer bölgelerinin keşfini de görmeye karar verdik. Tabii zirvede biraz mola verip, besin takviyesi yaptık. - 1 - Rehberimiz dağın önce doğu yönüne doğru yöneldi. Dilek kuyusu çukurunu gördükten sonra, sonraki durağımız ise yaşlı ağaç topluluklarının bulunduğu bölge oldu. Burası sanki başka bir gezegen gibiydi. Her taraf yaşlı ağaçtı. 400-500 yaşını aşmış Karaçam, meşe ve çınar ağaçları bizler neler, neler gördük der gibiydiler. Biz, şimdiye kadar 300 aşkın faaliyetimizde Denizli-Beyağaç ilçesi Sandras dağında görmüştük böyle yaşlı ağaç grubunu. Bu gördüğümüz ikinci bir deneyim oluyordu. Bu arada her taraf hala yemyeşildi. Bu sene bol yağan yağmurların bereketi çok açıkça gözüküyordu. Yaşlı ağaçların bazıları yılların izlerini acısıyla tatlısıyla taşırken, bazıları yıldırımlar nedeniyle yerle bir olmuşlardı. Rehberimiz, her 200 metre ilerlediğimizde burası yıldırım bölgesi diyordu. Gerçektende her 100 metre de pek çok ağaç yıldırımdan nasibini almıştı. Doğu yönündeki ilerleyişimizi önce güneye, sonra da batıya yönelttik. Yaşlı büyük ağaçlar hala devam ediyordu. Dağın güney-batı yönünde Çulhalar köyü cephesindeydik. Yeşili ve gölgesi bol bir alana geldik. Burada biraz mola vermek zorunda kaldık. Çünkü ekip olarak çok susamış ve yorulmuştuk. Hava çok sıcaktı. Ayrıca mataralarımızda su kalmamıştı. Tek tesellimiz ise, az sonra inişe geçecek olmamızdı. Rehberimiz, inişi başka yönden yapacağımızı söyledi. Dağlarda iniş her zaman zordur. Sarıçalı’nın inişi ise daha zordur. Dört tarafı da kayalık. Kayalarda düz olduğu için inişte oldukça zorlandık. İkişer ikişer yardımlaşarak inişe başladık. Zemin sert ve tehlikeliydi. Birkaç defa küçük düşüşlerden sonra Çulhalar köyü üzerindeki orman yoluna kavuştuk. Sıcak hava devam diyor, ekipte ki susuzlukta iyice artmıştı. Rehberimize parkurda su olup olmadığımızı soruyorduk. Yolun ikiye ayrıldığı noktada ortaya çıkan pınar can simidi gibi yetişmişti. Dağın ortasındaki yalnız pınar hepimizi serinletmişti. Parkur düzleşmiş, tam rota güzelleşti derken, ortaya çıkan sık ormanlık doku hepimizi korkutmuştu. Rehberimiz de buralardan sadece bir defa geçtiğini söyleyince daha da telaşlanmıştık. Tahir abi bir iki defa rotayı değiştirdikten sonra doğru parkuru bulmuştu. Kamp alanına geldiğimizde ise saat 15.00 olmuştu. Kamp alanı dolmuş taşmıştı. Kamp alanında biraz dinlendikten sonra hemen yanımızdaki kaplıca suyundan oluşan Uyuzsuyu Şelalesini görmeye gittik. İç Anadolu’da bulunan bir kent için oldukça güzel ve yeşili bol bir şelaleydi. Şelale bölgesinden ayrıldıktan sonra akşam yemeği için Nallıhan ilçesine 1 km uzaklıktaki Hoşebe piknik alanına geçtik. Hoşebe, içerisinde yine yaşlı ardıçlar ile bir kadın yatırın da bulunduğu şirin bir piknik alanıydı. Akşam erkek aşçıların hazırlığı yemek yendikten sonra dinlenmek için Nallıhan Öğretmenevine geçildi. Öğretmen evinde ertesi sabah 08.00’de yapılan sıkı bir kahvaltıdan sonra Nallıhan Belediyesi-Ayhan Sümer Kültür Merkezinde kısa bir gezinti yapıldıktan sonra şehir terasından topluca Nallıhan ilçesine tepeden baktık. Nallıhan ilçesinde gezilecek ve görülecek yer pek çoktu. Belediye müzesini, Köroğlu’nun atının nalının asılı olduğu söylenen tarihi hanı ( hanedan Cafe ), yöresel ürünlerin sergilendiği “ Le Gacım Yöresel ürünler “ cafesini kısa kısa gezdik. - 2 - Nallıhan ilçesine gidilip te Tabtuk Emre’ nin türbesine uğramadan geçmek olmazdı. Saatlerimiz 11.00 sularını gösterirken yöre halkına çiftçilik ve hayvancılığı anlatırken manevi değerleri de öğreten Tabduk Emre’nin türbesine vardık. Tabduk Emre’nin türbesi Sakarya vadisinde kurulmuş Emrem Sultan köyü yanındaydı. Nallıhan ilçesini gez gez bitmiyordu. Saatlerimiz 12.20 sularını gösterirken yine başka bir gezendeydik. Nallıhan’ın kuş cennetinin yanı başındaki bu gizemli, üzerinde ot dahi bitmeyen bu tepelere halkımız “ Kız tepeleri” adını vermişti. Kız tepelerindeki serüvenimiz saat 12.30 sularında başladı. Çimento, kireç karışımı yeşilimsi bazı yerlerinde kızıla dönmüş rengiyle Kuş cenneti yanında bir tablo gibi duruyordu. Çimento, kireç karışımı bölgelerde toprağın sıcaktan pişerek çok küçük kiremit parçacıklarını oluşturduğu dikkatimizden kaçmıyordu. Başka bir gezegeni andıran kız tepelerindeki öğle sıcağında yaptığımız yürüyüşümüz iki saat sürdü. Biz yorulmuştuk ancak program hala devam ediyordu. Sırada çok az kişinin bildiği Nallıhan-Çayırhan Kuş Cennetindeydi. Çayırhan Kuş Cenneti; Köroğlu dağından doğup gelen ve Sakarya Irmağının en önemli iki ana kolu olan Kirmir çayı ile Aladağ çaylarının birleştiği noktada Çayırhan barajının uzantısında oluşan gölet üzerinde bulunan göçmen kuşların uğradığı barınaktır. Ankara iline 130 km, Beypazarı ilçesine 32 km Nallıhan ilçesine 28 km uzaklıktadır. Kuş cennetinde bir adet gözlem evi bulunmaktadır. Gözlem evi yetkilisi Engin Soysal’dan aldığımız bilgiye göre kuş cennetinde 187 çeşit kuş türü bulunduğunu ve burasının göçmen kuşlarının en önemli geçiş alanlarından birisi olduğunu canlı olarak gözlemlemiş oluyorduk. Çayırhan kuş cenneti, Nallıhan faaliyetinin son noktasıydı. Nallıhan programı tarihi dokusu, coğrafi güzellikleriyle, kuş cennetiyle, kültür ve inanç turizmi ile ekibimize doyumsuz güzellikleri bir arada yaşatmıştı. Sloganımızda da belirttiğimiz gibi “ Sporumuzu yaparken çevremizi de gezmeye devam ediyoruz. Bu gezide, Nallıhan ilçesinin az bilinen güzelliklerini tanıma fırsatını buluyorduk. Yazımızı 13.yüzyılda yaşamış Anadolu’nun manevi büyüklerinden olan Tabduk Emre’nin dizileriyle noktalıyoruz. “ Bu dünyadan gider olduk, Kalanlara selam olsun, Ardımdan hayır dua, kılanlara selam olsun. Kaynak : M.A

Bu haber 1119 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Güncel

DÜĞÜN VE NİKAHLAR BİR SAATE DÜŞÜRÜLDÜ

DÜĞÜN VE NİKAHLAR BİR SAATE DÜŞÜRÜLDÜ SAĞLIK BAKANLIĞI KOROANVİRÜS KURULUNUN YENİ KARALARI YAYINLANDI. DÜĞÜN VE NİKAHLAR BİR SAATE DÜŞÜRÜLDÜ

BAHŞILI da 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI PANDEMİ KURALLARINA GÖRE KUTLANDI

BAHŞILI da 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI PANDEMİ KURALLARINA GÖRE KUTLANDI BAHŞILI da 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI PANDEMİ KURALLARINA GÖRE KUTLANDI
Dünyanın Sigortası02 Eylül 2020

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi