Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

FATİHA ZAMANI

Fazlı GÜVENTÜRK

23 Şubat 2016, 01:57

Fazlı GÜVENTÜRK

FATİHA ZAMANI

            Balkona çıkmıştı her zaman uğurladığı gibi. El sallarken “güle güle gidin” derken gözlerindeki buğuyu, torunlarına bir daha sarılayım deyip öperken ve “yalnız kalma be annem gidelim” yine dediğimizde “evlatlarım yeni geldim evimin özlemi daha dinmedi” dediğinde aslında bu özlemin daim olacağını ne o biliyordu nede bizler anlamıştık.

            Belki çok şahsi olacak bugünkü yazı ama bu şahsiliğin içinde okuduğumuzda bir kelime bile ana babası hayatta olan ve ya onları yitirenlerin alacağı olursa ve amellerinde bir farklılık olursa yeter diye düşündüm.

            Babamın ölmesinin üzerinden beş yıl geçmiş, genç denecek yaşta vefatı hala aklımızdaydı. Belki babamızın ardından annemizi kaybetme korkusu da fazlalaştığından annemize daha bir düşmüştük.

            Evet yıl 1997 soğuk şubatıydı. Beş yıl sonra babamın ölüm yaşı olan 63’e geldiğinde annemizi de yitirmiştik.

            Çok sessiz mütevazı bir kadındı. Gerçekten çok çile çekmiş, yokluk görmüş, rahmetli babam ile ne zor şartlar altında yaşamışlar. Belki ben yedi kardeşin en küçüğü olduğumdan pek görmedim yaşamadım ama büyüklerim o çilenin o yokluğun bir kısmına da olsa şahittirler.

            Herkesin bana babası onun önemlisi onun değerlisidir. O nedenle ben burada şahsiliği bırakıp ana baba hakkına şöyle bir değineyim.

            “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karsı "Of" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.” (İsra, 23-24)

            Ayet-i kerimede, anne ve babaya iyiyi davranılması, onlara karşı kırıcı olunmaması emredilmiş ve onlara nasıl dua edileceği belirtilmiştir. 

            Evlat, ana-babasına iyilik eder ve itaatte bulunursa cenneti hak eder, asi olursa cehennemi hak eder.

            Peygamber efendimiz onlara hizmet ederek cennete giremeyen kimselere beddua ederek üç defa: “Burnu yerde sürtülsün, burnu yerde sürtülsün, burnu yerde sürtülsün” buyurmuş Ashab: “Kimin ya Resulallah?” diye sormuşlar. Efendimiz: “İhtiyar ana-babasından biri, yahut her ikisi yanında bulunduğu halde onların rızasını kazanarak cennete girmeyenin.” Buyurmuştur.

            Bu ayet ve hadislerin belirttiği gibi anne ve babamıza gereken iyilik ve ihsanı yapmalıyız, anne ve babamıza karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmalıyız, onları incitici söz ve davranışlardan sakınmalıyız, Allah’a itaatsizlik olmadıkça isteklerini yerine getirmeli, çağırdıklarında bekletmeden hizmetlerine koşmalıyız. Yanlarında yüksek sesle konuşmamalı, hatta yolda yürürken bir zaruret olmadıkça önlerine geçmemeliyiz. Hastalık veya yaşlılık sebebiyle hizmete ihtiyaç duyuyorlarsa seve seve hizmetlerini yapmalıyız. Geçim sıkıntısı içindelerse yardımlarına koşup, ihtiyaçlarını gidermeliyiz. Zira evladın ana-babasına karşı görevlerinden biri de onların maddi ihtiyaçlarını karşılamaktır.

            İşte tüm bunları onların sağlığında yerine getirmeliyiz. Omları kaybettikten sonra ah vah demek maalesef bir şey ifade etmiyor.

            Şimdi ana babanız vefat etmişse ruhlarına eğer hayatta iseler ebedi aleme gittiklerinde hazır olması için içten bir dua ve Fatiha okuyalım olur mu?

            Selam ve dua ile…

Bu haber 689 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SAĞLIK HER ŞEY AMA YA SAĞLIKÇI11 Ocak 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi