Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
DüğünlerimizFOTOĞRAFLAR HER ZAMAN İBRET VERİR VE BİRŞEYLER HATIRLATIR-2 (açın)FOTOĞRAFLARIN DİLİ OLSA-3Künye

Arınmaya yolculuk 13 bölüm

Fazlı GÜVENTÜRK

14 Kasım 2012, 00:20

Fazlı GÜVENTÜRK

Arınmaya yolculuk 13 bölüm

            Kalbi Mekke için Medine için yanıp tutuşan ve oralara ulaştığında 9 şiddetinde sarsılanlar için yazılmış, hem bir rehber olsun, hem yaşadıklarımızı anlatısın amaçlı bu yazılara vesile olanlardan Yaradan razı olsun..

 

 Tavaf yaparken nasıl dua edelim, ne okuyalım?”

            “ Dua kitabından, tavaf dualarını okuyabilirsiniz ama bu şart değil. Önemli olan tavafın ibadet şuuru ile yapılmasıdır.

            Tavaf tıpkı namaz gibidir. Huşu ile yapılmalıdır. Bağırarak dua etmek pek hoş olmaz.

            Ayrıca Kâbe’nin örtüsüne dikkatlice bakarsanız bazı yazılar fark edeceksiniz. Onlarla dua edin. Kâbe örtüsünde “Lâ ilâhe illallah” “Sübhanellâhi ve bi hamdihî, Sübhanellâhil Azîm” “Ya Hannân, Ya Mennân” yazılıdır.

            Rukn-i Yemânî ile Haceru’l-Esved arasında “Rabbenâ” duasını okuyabilirsiniz.

Biz ihlâsla ve samimi yapalım tavafımızı ve dualarımızı, içimizden geldiği gibi. Tavafı bir an önce bitirmek için acele etmeyin. Kendinizle beraber, gökte meleklerin de tavaf

ettiğini ve bu tavafın kabul olacağını hayal edin. Gözlerinizi Kâbe’ye çevirin, kalbinizi Yaradan’ın rahmetine açın, kendinizi salıverin gitsin.”

*

            METAF

            Tavafın yapıldığı alana Metaf denir. Kâbe’nin etrafındaki ilk tavaf alanı Abdullah bin Zübeyr tarafından beş metre kadar oluşturulmuştu. Bu hâl hicrî 1375 yılına kadar devam etmiştir. Daha sonra Hacca ve Umreye gelenlerin sayısı arttıkça, çapı kırk metreye kadar genişletildi. Son yıllarda zemzem kuyusunun girişleri de kapatılarak tavaf alanında rahatlık sağlanmaya çalışıldı.

            Tavaf yapacak kişi Kâbe’yi sol tarafına alıp Haceru’l-Esved’den başlayarak yedi defa dolanır. Haceru’l-Esved’e her gelişinde “Bismillâhi Allah-u Ekber” diyerek selamlar.

            Hz. İbrahim’den sonraki peygamberler ve ümmetleri de Mekke’ye gelip Hac etmişlerdir. Ümmetleri helâk olan peygamberler, Mekke’ye gelirler, ömürlerinin sonuna kadar orada, Allah’a ibadet ve tâatla meşgul olurlardı.

            Hacca gelip vefat eden peygamberlerden doksan dokuzunun kabrinin, Makâm-ı İbrahim ile Zemzem kuyusu arasındaki yerde olduğu rivayet edilir.

            Hasan-ı Basrî den rivayet edildiğine göre: “Kâbe’nin etrafında üç yüz peygamberin kabri vardır. Bunların yetmiş tanesi Haceru’l Esved ile Rukn-i Yemânî arasındadır. Kavimleri helak olan peygamberlerden Hz.Nuh, Hz. Hûd, Hz. Salih ve Hz. Şuayb’ın kabirleri Zemzem ileHicr arasındadır.

            Tavaf esnasında namazda olduğumuz gibi ibadet şuûruyla tavaf etmemizi, her türlü lâubalilikten uzak durmamızı tavsiye etme ve metaf bize başka hadiseleri de

Hatırlatıyor.

            Nübüvvetin ilk yıllarıydı.

            Peygamber Efendimiz, bir gün tek başına Kâbe’de Rükni Yemânȋ ile Haceru’l-Esved arasında namaz kılıyordu. O sırada müşriklerin ileri gelenlerinden bir grup –Bedir savaşında hepsi öldürülecektir- Kâbe’nin yanında oturuyorlardı. Efendimiz secdeye varınca secdesini biraz uzatmıştı.

Ebû Cehil:

            “ Hanginiz filan oğullarının yeni boğazlanan develerinin yanına gider de, işkembesini getirip Muhammed’in üzerine boşaltır.” dedi.

            En azgınlarından biri gitti. Pislik dolu işkembeyi getirip secdede bulunan Efendimizin omuzlarının üzerine bıraktı.

Müşrikler yaptıkları işten kahkahalarla gülüşmeye başladılar. Öyle gülüyorlardı ki, düşmemek için birbirlerine yaslanıyorlardı.

            Efendimiz omuzlarındaki ağırlıktan dolayı secdeden kalkamıyordu,  bunalmıştı. Kureyşin gülüşmelerini duyan ve henüz yaşı küçük olan Hz. Fatıma koşup geldi. İşkembeyi babacığının omuzlarından attı. Ciğer paresinin gözlerinden yaşlar boşalırken Efendimiz:

            “Ağlama yavrucuğum, Allah babanı zayi etmeyecek.”  diyordu!

            Kâbe ah Kabe, ne güzelsin Kabe, ne tatlısın Kabe, ne çekicisin Kabe, Seni anlayan inanan için mabetsiz, sevgilisin, cansın, Rabbimin dünyadaki evsin sen Kabe. Anlamayan, inanmayan, inancı zayıf veya münafık pozisyonunu koruyanlar için sadece siyah yapısın sen Kâbe.

            “Allah’ım! Burası senin güvenli kıldığın Harem bölgendir. Burayı Harem kıldığın gibi bizim vücudumuzu da cehennem ateşine haram kıl! Kullarını dirilteceğin gün, bizi

Azabından emin eyle, bizi dostlarından ve sana itaat edenlerden eyle.”

            Tavafa başlayacağız. İlk karşılaşma ve ilk şoku üzerimizden attık. Bayram hocam bekledi, bizler ilk tepki, ilk sevgi, ilk gözyaşı, ilk şaşkınlığın ardından tekrar beklemeye başladık.

            Bayram hoca tavafa başlayacağız dediğinde toparlandık.

            Vücudun üst kısmını örten havlunun bir ucunu sağ kolunun altından geçirip, sol omzunun üzerine attık. Sağ kolumuz, omzumuz ile birlikte açıkta kaldı. Buna Iztıba denir, Erkekler yapar bunu sadece.

            Tavafın üç şavt’ında da hızlı ve çalımlı yürüyeceğimiz hatırlatıldı. Hızlı yürümeye ise Remel denir.”

            Bu şekilde yapmamızın nedeni ise:

            Peygamberimiz ve Ashabı, Hudeybiye anlaşması gereği kaza umresi için Mekke’ye geldiklerinde müşrikler; “Yanımızdan ayrıldıktan sonra Muhammed ve arkadaşları Medine hummasına tutulmuş, hastalanmış ve zayıf düşmüşler” diye dedikodu yapmaya başladılar.

            Efendimiz tavafta sağ omzunu açıp “ Bugün, kendisini müşriklere kuvvetli ve zinde gösterenleri Allah rahmetiyle yargılasın.” buyurdu.

            Müşriklerin ileri gelenleri uzaktan Müslümanların koşa koşa ve omuzlarını silke silke tavaf ettiklerini görünce; “Demek Medine humması onları zayıf düşürmemiş! Baksanıza yürümeyip bir de silkine silkine koşuyorlar!” diyerek şaşkınlık içinde kalmışlardı.

            Tavafa başlamadan yüksek sesle Umre tavafının niyetini yaptık.

“Allahümme İnnî urîdu tavâfe’l umrati. Fe yessirhu lî vetekabbel hu minnî”

“Allahım! Senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul eyle”

            Niyetten sonra Haceru’l-Esved’in hizasında ellerimizi kaldırıp Bismillâhi Allahu Ekber diyerek onu selamladık ve avuçlarımızın içini öptük.

            Haceru-l Esved’in selamlanmasına istilâm denir. Bu ruhlar âlemindeki Allah (c.c.) ile yaptığımız sözleşmenin ifadesidir.”

            Allah’ım! Emanetini eda ettik, sözümüzü yerine getirdik, sözümüzde durduğumuza şahit ol!” diye dua ettik.

           Kâbe’yi sol tarafımıza alıp, Kâbe’nin etrafında dönmeye başlamadan gruptaki kadınları aramıza aldık daha rahat yürüsünler diye. Erkekler etrafa geçtik. Burada kimseyi üzmeden yürümek esas olmalı. İtiş kakış can sıkıyor. İnsanlar rahat yapacaklarını yapamıyor. İlk tavafımızı birlikte yapıyoruz. ilk tavaftan sonra genellikle ferdi yaptık tavafları. Bu daha bir manevi oluyor. Kimse ile irtibatın olmuyor. Toplu yapmak ise nem nefse hoş geliyor, hemde bu Tanrının kuluyum, bu Muhammed(SAV)’in ümmetiyim diye kendinize güven duygusu getiriyor. Yani her hali güzel, her hali bir öncekinden tatlı geliyor insana.

           Bayram hoca duaları dışından okuyor bizlerde eşilk edip amin diyoruz.

            Haceru’l-Esved’den önceki Rukn-i Yemâni köşesine geldiğimizde çok iyi bildiğimiz Rabbenâ duasını okuduk.

            “Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte cennete koy. Ey mutlak güç sahibi! Ey günahları çok bağışlayan! Ey Âlemlerin Rabbi!”

            Haceru’l-Esved’e her gelişte selamlama yaparak Kâbe’nin çevresinde yedi defa döndük. Bu her bir dönüşe Şavt deniliyormuş. İlk üç şavt daha hareketli geçmişti. Tavaf bitince kendimize Makam-ı İbrahim’in arkasında bir yer bulup iki rek’at Tavaf namazı kıldık. Yine Fatiha’dan sonra birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlâs surelerini okuduk.

Bizler yolda olduğumuzdan yatsı namazını henüz kılmamıştık. Hemen yeşil ışık dediğimiz yer olan Haceru’l-Esved köşesini gösteren ışın gerisinde bir yer bulduk ve toplu olarak yatsı namazımı kıldık Elhamdülillah.

Biraz dinlenirken zemzem bidonlarının başına geçtik. Kabe’yi izleyerek iç kana kana. Şükürler olsun, böyle bir zevki tatmak her fırsatta söylüyorum inşallah herkese nasip olur.

Biraz dinlendik ve zemzemimizi de içtik. Şimdi Umremizin Sa’yını yapacağız.

            Haremin içinde iri kayaların olduğu bir yere geldik. “Burası Safa tepesidir, ileride de Merve tepeciği var. Sa’ya niyet ediyoruz..”  Bayram hoca niyet etti biz de peşinden niyeti tekrar ettik.

“Allahümme innî urîdu Sa’ye’l Umrati. Fe yessirhu lî vetekabbel hu minnî.”

            “Allahım! Senin rızan için umre Sa’yi yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul eyle. Tavafta olduğu gibi, Kâbe’ye dönerek ellerimizi kaldırıp, avuç içlerimizi Kâbe’ye çevirip Bismillâhi Allahu Ekber diyerek tekbir ve selamlama yaptık. Sa’ya başladık.

 

            Yine Bayram hoca dışından okudu duaları.

            Safa ve Merve tepeleri arasında iki yeşil ışık var. İli yeşil ışığın arası yaklaşık 30-40 metre. Bu iki yeşil ışık arasında hafif tempo ile koşmak gerekiyor. Bunu sadece erkekler yapıyor. Kadınlar yine normal yürüyor. Nedeni ise Hz. Hacer annemiz safa tepesine oğlu ismaili bırakıp su aramaya çıktığında bu iki tepe arasında koşuyor su arıyor. Tabi bu arayış esnasında evladına zarar gelmesin diye dönüp sıklıkla arkasına bakıyor. Görüp rahatlıyor evladını ve aramaya devam ediyor. Şimdiki iki yeşil ışığın olduğu alan ise ölü bölge diye tabir edeceğimiz alan. Yani burada olu İsmail görünmüyor. İşte bu alanda hızla koşarak geçiyor ve oğlunu tekrar görüyor uzaktan. Şimdi bu alan yeşil ışıklarla belirlenmiş durumda. İki yeşil ışıklı direkler arasındaki kısımda hızlıca yürüdük. 

            Bu hızlı ve çalımlı yürüyüşe Hervele denirmiş. Safa’dan Merve’ye dört kez, Merve’den Safa’ya üç kez gidip-geldik ve yeşil ışıklı direkler arasında hızlıca yürüdük.

Her seferinde Safa ve Merve de dua ettik. Safa-Merve arası 350-400 metre vardı. Bir Sa’y yaklaşık üç km ediyor.

             Sa’y bitince Merve’de duasını yaptık. Artık umremiz tamamlanmıştı. Birbirimizi tebrik ettikten sonra makasla saçlarımızı kısaltarak, tırnaklarımızı keserek ihramdan çıktık. İhram havlularını çıkarmakla ihramdan çıkamayacağımızı daha önceden öğrenmiştim. Saçlarımızı kesmemizin anlamı da yaradana gerekirse başımızı feda edeceğimizin göstergesidir.

            Evet, tavaf ve sayı tamamladık. Şükürler olsun ilk umremizi yaptık. Allah kabul etsin. İnsanda bir yorgunluk elbet oluyor. Ama tarifi imkansız huzur ile o yorgunluk sine ısırığı gibi bile kalmıyor.

            Otele dönüyoruz topluca. Bizi götüren servis bekliyor. Tabi bu kalabalıkta istediğiniz veya bıraktığınız yerde değil servis. Hoca arıyor buluyor ve biniyoruz otobüse. Otele dönerken Bayram hoca gece yarısını geçtiğinden bugün diyor dinlenin. İyice istirahat edin. Öğlenden sonra toplantı yapalım. Bu  toplantı hem burada yapacaklarımızın bildirilmesi ve hem de bu manevi topraklar da neler olduğunu anlatmak içindir.

            Ertesi gün öğleye kadar dinleniyoruz.

Yazının devamı bir sonraki gün

Bu haber 1776 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SAĞLIK HER ŞEY AMA YA SAĞLIKÇI11 Ocak 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi