Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

SİTEM-Murat Köksal dan

MİSAFİR KALEM

21 Haziran 2015, 12:06

MİSAFİR KALEM

‘’ SİTEM ‘‘ (13. 06. 2015’ deki Toplantıya İştirak Etmeyenlere 60 senelik bir örnek) ‘’ Vefa Abidesi İnsan! ’’ Ömrümü Makine Kimya Kurumunun fabrikalarına hizmet ederek geçirmiş olup, halen hayatta olanların birlikteliğiyle teşekkül eden ‘’MKE Blok Gençlik’’ ekibinin organizasyonuyla beşincisini idrak ettiğimiz bir toplantımız daha gerçekleşmiş bulunuyor. Bu toplantımıza iştirak ederek bizleri onurlandıran, ulusal ve mahalli basınımızın güzide temsilcisi Sayın Ahmet YAMAN Bey’ in ‘’HABERCİ – 71’’ sitesinden yayımlanmış olan haber ve resimlerden dolayı, kendilerine teşekkürü bir borç bilerek yazıma başlamak istiyorum. Ahmet Bey’ in yapmış olduğu haber yazısındaki tespitler doğrultusunda, toplam 85 MKE emektarının iştirak etmiş olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Tertip Komitesi gençlerimizden öğrendiğim kadarıyla sırf o gün aramızda bulunmak amacıyla; uçakla Malatya’ dan, özel araçlarıyla İzmir’ den – İstanbul’ dan – Kütahya’ dan, Bolu’ dan, otobüsle Samsun’ dan – Adana’ dan – Bursa’ dan – Ankara’ dan, velhasıl Türkiye’ nin dört bir yanından o bir günlük 5 – 10 saatlik birlikteliği önemseyip ve özleyip gelenlerin de cümlesine özellikle teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Uzaktan – yakından gelerek aramızda bulunan bu eski dostlar ve arkadaşlarımıza özellikle teşekkür ederim derken, demek istediğin o ki, bu arkadaşlarımız toplam iştirakçiler içerisinde, sayısal bazda biz Kırıkkale’ de ikamet edenlerin sayısından fazla bulunuyor. Burada vurgulamak istediğim, esas itibariyle bir sonraki senenin zamanının bir önceki sene tespit edildiği halde ve tertip komitesinin de günlerce önceden irtibat kuruluyor. Bildiğim kadarıyla toplamda 250’ ye yaklaşan bir sayı söz konusu. Bunun da büyük bir çoğunluğu ya Kırıkkale de veya Ankara’ da ikamet ederken, toplam iştirake oranla dışarıdan gelen arkadaşlar buradakiler toplamından fazlalığına, burada olup ta iştirak etmeyenlerin namı hesabına üzüldüm! İnsanın ani bir mecburiyeti hâsıl olabilir. Bu durumda haber ve bilgi vermesi gerekir. Yine geleceğini kesin dille bildirip te gemlemezliğin bir bahanesi olamaz. Hele ki yıllarını birlikte geçirmiş, adeta kardeşten öte olmuş insanların, hiçbir mazeret olmaksızın gelmemezliğini ise, doğrusu anlayabilmiş değilim! Ha, bu arada şartları veya her ne sebeple olursa olsun, yetiştiği toplumun fertlerine saygısından dolayı, toplantıya iştirak edemeyeceğini bildiren arkadaşlarımıza da, yine büyükleri olan bir kişi sıfatıyla bende sevgilerimi sunarım. Yetişme tarzımız ve yetiştiğimiz kuşağın insanları olarak, günümüzle kıyaslanınca bizler tabir caizse ‘’Kelaynak Kuşları’’ misali oluyoruz ama yine de o eski dostluk ve ahbaplıklar bir başka geliyor insana. Hele ki bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır diyen ataların evlatları olarak, bir ahde vefayı bir ömür boyu taşıyan ve baba dostu olan bir ‘’VEFA ABİDESİ’’ ni tanımanın onurunu ve gururunu, bu vesileyle sizlerle paylaşmak istedim: Yıl 1955. Babam rahmetlik yedek subay askerliğini bitirip, yeni kaza ( şimdiki ilçe) olan ‘’Kozaklı’’ nın ilk ‘’Sağlık Memuru’’ olarak tayin olmuştu. Ben de ilkokula devam ediyordum. O sıralar kaza’ da ‘’Doktor’’ da olmadığından, babam kazanın da dairenin de hem doktoru hem sağlık memuru ve dahi her şeyiydi. ‘’ Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; . . . ‘’ düsturuyla hizmet ediyordu. Bir gün dairede kalıyor, kazaya gelen köylülerin sağlık problemleriyle ilgileniyor, öbür gün yayan yapıldak yürüyerek köylere gidiyor, oralara hizmet veriyordu. Gittiği köyde akşama kadar yapması gerekeni yapıyor, işi bitince de eğer kaza’ya gelen varsa onunla, değilse yine gittiği gibi tabana kuvvet gerisin geri dönüyordu İşte bu ahvalde devam eden çalışmanın bir gününde, kaza’ya bir ‘ Köy Ebesi ‘ tayin ediliyor. Ebenin ağabeyi Doğan Bey Amca, Ege’ den bacısını yanına alıp, çıkıp geliyor Anadolu’ nun bozkırı Kozaklı’ ya. Ebe Abla buraya gelene kadar evinden, yuvasından ayrılmamış bir kız. Geldiği yer ise evinden yurdundan yüzlerce kilometre uzakta bir belde. O zamanın Türkiye’ sinde değil cep telefonuyla her an irtibat kurmak, yakın mesafeleri jandarma santrali ndan (o da çok mühim bir durumda), değilse PTT’ den yazdırıp ve icabında bir gün boyu beklemek suretiyle görüşüyorsun. Mektup da pek farklı değil. Şimdiki gibi bir tuşla e - mail, internet falan yok! Haftanın belli günleri posta gelir - gider, önemli bir haber gelecekse, postacıya müjde bile verilirdi. İşte böyle bir yere Doğan Bey Amca bacısını bırakıp gidecekti. Var gör ki bir daha ne zaman irtibat kuracak, gelecek görecekti. Görev yapılacak yerde büyük olarak sadece babam vardı. Dolayısıyla bacısını bir baba – bir ağabey gibi emanet ederek, gözü arkada kalmadan gidebileceği Doğan Bey Amca da bunu yaptı. Bacısını evvel Allah’ a sonra babama yani bize emanet ederek, tekrar memleketi İzmir’ e döndü. Babam ile Ebe Abla adeta baba – kız gibi birlikte görev yaptılar. Zaman oldu bizim evimizde misafir kaldı, annemle ana – kız gibi birlikte yemek hazırladılar. Bu şekilde aylar geçerken, bir gün Ebe Ablanın memleketteki küçük kız kardeşinin bir kazada vefat ettiği haberi geldi. Ebe Ablada memleketi Ege’ ye tayinini istemek suretiyle Kozaklı’ dan ayrılıp gitti. Ebe Abla Kozaklı’ da iki yıla yakın zaman içerisinde, bize tanrı emaneti olarak teslim edilerek kaldı. Biz oradan Hacıbektaş’ a tayin olduk. Eylül – 1963’ te de Kırıkkale’ ye geldik. Kozaklı’ dan başlayıp Hacıbektaş’ a ve oradan da Kırıkkale’ de devam eden zaman içerisinde, 1955’ ten 2005’ te babamın vefatına kadar, devamında da bu güne dek bizlere baba dostu olarak 60 senedir, gerek mübarek günlerde, gerek bayramlarda ve gerekse yılbaşında, ama hepsinde ve her defasında, hem de hiç aksamadan gelen ilk tebrik ve ilk telefon, kesinlikle ve mutlaka bizim Doğan Bey Amca ‘’ Vefa Abidesi Baba Dostumuz’’ dan olmuştur. Atmış sene önce ve bir defa görüşmek suretiyle başlayıp, iki seneye yakın bir süre tanrı emaneti sağ betliğine karşılık, bir ömür boyu (ki bugün için bizlerle devam etmek şerefine haiz olduğumuz) bu baba dostluğu ve vefakârlığını yâd etmeden geçemeyeceğim. Haa, bu hatıraya vesile olan Ebe Ablayı sorarsanız, Kozaklı’ dan sonrasına ne benim ve nede kendi aile efradının hafızalarında yeri yok!!! *** BİR SÖZ: Anlayana sivrisinek - saz, anlamayana davul – zurna az! 18. Haziran. 2015 / OKTAY KIRLANGIÇ.

Bu haber 1341 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MAZERETLER13 Eylül 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi