Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
DüğünlerimizFOTOĞRAFLAR HER ZAMAN İBRET VERİR VE BİRŞEYLER HATIRLATIR-2 (açın)FOTOĞRAFLARIN DİLİ OLSA-3Künye

BU GÜN İSLAM ALEMİ AĞLIYOR VE YAS BAĞLIYOR

MİSAFİR KALEM

21 Aralık 2010, 02:08

MİSAFİR KALEM

BU GÜN İSLAM ALEMİ AĞLIYOR VE YAS BAĞLIYOR

Müslüman’ın içi yanar bu günlerde, evi perişan olur bu günlerde, çünkü kainatın serverının, torunun katledildiği bu kutsal topraklarda, Hz Hüseyin için ağlar bütün analar ve babalar bu günlerde.Bu gün tüm Müslüman alemi yasta, efendimizin torununun kerbela faciasını, konuş, o kerbela havasını,tüm Müslümanlar içine sindirerek, o günü yaşamaya çalış bu günlerde.

Muharrem ayının onunda, Hz. Musa Peygamberin asanın kızıl denize asasını atıp, denizi kendisine bir yol edip, İsrail oğullarının işkencesinden kurtuldu. Bu gün Hz, İbrahim Peygamberin nemrutun ateşinden kurtuldu gündür. Bu gün Hz. Yusuf un Peygamberin kuyudan kurtuldu gündür. Bu gün, Hz. Yakup Peygamber oğlu, Hz. Yusuf Peygambere kavuştuğu gündür. Bu gün, Hz. Yunus Peygamber, yunus balığının içinden kurtuldu gündür, Ama ne yazık ki bu gün, İki Cihan Serverı, Tüm islamın önderi olan,Hz. Muhammed Mustafa’nın torunun, Hz. Âlinin biricik oğlu olan, Hz. Hüseyninin, aynı inanca mensup ama makam hırsının gafletine düşerek, Hz. Hüseyni, o kerbala yerde ve Fırat kıyısında bir avuç su içerken yezit askerleri tarafından katlettikleri o gündür. İşte tüm Müslümanlar bu gün büyük yasta, bu gün ,bu büyük acıyı, sunisi ile Alevlisi ile cahferisi ile bir meltem havasında kutlamaktadırlar. Bu günü her yıl muharrem ayının onunda, tüm İslam âlemi büyük bir meltem havasında bu günü idrak ediyorlar. Bu acı ne kadar, yaşam alanımıza indirsek ve hüznünü yaşamaya çalışsak, o gün işlenmiş hun garca o cinayetin acısını layıkıyla yerine getirmiş olamıyoruz. O gün korkunç bir bulut havası çökmüştü kerbela üstüne, gözü dönmüş, yezit askerleri, kendilerine verilen görevin ne kadar korkunç olduğunun farkında değildi, hepsi birer zavallı askerlerdi. Şuursuzca yapılan, bir darbeydi. Yazıklar olsun onlara, yazıklar olsun, Peygamberimiz Hz Muhammed efendimizi üzmüşlerdi. Ahi rette hangi yüzle bakacaklardır efendimizin yüzüne, geçici heveslerin, kurbanı oldular, ebedi ahi ret hayatlarını cehenneme çevirdiler.

Günümüz İslam Coğrafyasında(Her günün Aşure ve her yerin Kerbela olduğu) bir zaman diliminde, emperyalistlerin ve içimizdeki Siyonist uşaklarının insanlık dışı işgal ve katliamlarının adeta başlangıcı sayılan, Hicri 61 yılının 10 Muharrem Cuma gününde, hicri 1371 yıl evvel zalim ve melun uşakların eliyle iktidar, hırsı uğrunda gerçekleşen insanlık tarihinin en acı ve en unutulmaz(ismiyle müsemma) KERBELA faciası ve katliamının miladı 1330yıldönümündeyiz.

 Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin (sav) Ehl-i Beyit’inin sevgilisi, biricik torunu, büyük şehit İmam Hz.Hüseyin’in (ra) zulme ve zalime  başkaldırışının  meydanı olan  Kerbela’nın tarihi seyri ve yaşanan bu menfur katliamdan ders çıkarmak adına söylenecek ve yazılacak çok  söz var. Bu “çetrefilli” ve bir o kadar da yanlış yönlendirmelere açık olan Kerbela olayında karışık olan zihinleri düzeltmeye çalışmak her iman ve vicdan sahibinin görevidir. Yüzyıllardır İslam Ümmetinin manipüle edilerek kardeşin kardeşe  kırdırıldığı, fütursuzca cinayetlerin işlendiği, cahil halkların kirli amaçlar ve çıkarlar uğruna kullanıldığı Kerbela hadisesi üzerine çok  ehemmiyetli gördüğüm bir konuyu arz etmenin elzem olduğunu düşünüyorum.

Kerbela’da var olan her iki taraftan birini Şİİ, diğerini ise SÜNNİ olarak tezgâhlayan Siyonist odakların İslam Ümmetini böl-parçala-yut planında ne kadar başarılı olduklarını bugün de görmekteyiz maalesef  Bildiğiniz üzere Emperyalistlerin Irak’ı işgal süreciyle o bölgede artan Şİİ-SÜNNİ kavgasının ve cinayetlerinin ideolojik fikri altyapısı Kerbela’da yaşanan kara güne dayandığı iddia edilmektedir. 

İslam Ümmeti olarak bugüne dek  Kerbela’nın asırlardır devam eden bu kanayan yarasına neşter vuracak cesareti ortaya koymayarak asıl çıkarılması gereken dersleri almamakta direndik ve zannettik ki İslam Ümmeti bu olay sebebiyle Sünni ve Şii diye ikiye ayrıldı!

Sanki Yezit melunu Sünni, büyük şehit Hz. Hüseyin'de (re) Şia'yı temsil ediyormuş tezgahı Kerbela’dan Horasan’a, Hicaz’dan tüm dünyaya bu yalanla yayıldı! Buradan ifade ediyorum ki; bu iftira ve  yalanlar islam düşmanlarının bizleri birbirimize düşürmek için asırlardır içimize soktuğu nifak tohumu söz, ifade ve iddialardır. Peygamber torununa kıyan melun Yezit’i SÜNNİ bir mümin olarak görmek nasıl korkunç bir  yalan, iftira ve fitne ise, Hz.Huseyin’i de Şİİ veya SÜNNİ Müslümanlı  olarak görmekte bir o kadar yalan, iftira ve fitnedir. Ne Yezid sunni veya şiadır,ve ne de Hz. Hüseyin r.a ve beraberinde şehadet şerbetini içen yarenleri ŞİA yada SUNNİ’dir!

Hiçbir tarihi, ilmi ve akli ispatı olmayan ve olamayacak bu iddia ve yalanlarla bizi birbirimize düşürdüler ve düşürmeye de devam ediyorlar, Kerbela faciasının yaşandığı Hicri 61 yılında ne Şia vardı ne de Sünnilik. Ehlisünnet ve ehli şia veya Alevilik, Sünnilik  kavramları Kerbela faciasından asırlar sonra ortaya çıkmış ve kullanılmış kavramlardır. 

Kerbela'nın bir tarafında Hakkı ve adaleti üstün tutan,  zulüm ve zalimin iktidarı karşısında onurlu duruşuyla bedel ödeyen Hz. Hüseyin (r.a) ve Onu kıyamete kadar destekleyerek savunduğu ve uğrunda can verdiği İslami ilkelerin yanında olan Müslümanlar topluluğu,  diğer tarafta ise; geçici dünyanın mal ve makamı için, iktidarını koruma uğruna terör estiren ve bu terörü dine alet eden katil Yezit ile, kıyamete kadar insan hak ve hürriyetlerinin ihlaline destek veren çıkar çevreleri ve yaşanan olaylara seyirci kalarak haktan ve haklıdan yana tavır alamayan halk yığınları vardı!

Peygamberimiz (sav) Efendimizin hicretinden 4 yıl sonra dünyaya teşrif eden ve  9 yaşındayken dedesi, Peygamberimiz (sav) efendimizi kaybeden Hz. Hüseyin şehit edildiğinde 57 yaşındaydı. Hz. Hüseyin çıktığı yolun sonunda kendisini ve ailesini bekleyen olası tehlikelerin bilincinde olarak mevcut zalim ve fasık iktidara imanı gereği cephe almıştı. Hz. Hüseyin, ortaya koyduğu muhalefetiyle buradan kendisine bir makam ve mevki çıkarmak isteseydi Yezitle anlaşır ve istediği makama da kolaylıkla otururdu! Ama büyük şehit, dünyanın makam ve mevkisini elinin tersiyle itmiş kendisini bekleyen ölüm tehlikesine rağmen çıktığı yoldan dönmemişti! 

 Hz. Muhammad (sav)'in torunu, Hz. Ali’nin yavrusu, Hz. Fatıma’nın kuzusu, Hz. Hasan’ın kardeşi, Hz. Zeyneb’in aslan yürekli abisi Hz.Hüseyn çıktığı yoldan dönmeyi, "zalime karşı mazlumun hakkını aramaması"olarak niteleyerek, kıyamete dek tüm müslümanlara örnek olacak bir tavrı sergilemişti. Büyük İmam, bu tavrı ortaya koyarken ne Şİİ idi ne SÜNNİ ! O, "Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve gerçekten ben müslümanlardanım diyen" *(Fussilet Suresi 33) bir müminden başka bir şey değildi!

Kerbela katliamından elli yıl sonra başta imamı Azam olmak üzere İmamı Malik, İmamı Şafi ve İmamı Hanbeli gibi ilim önderlerinin tamamı maddi ve manevi  destekleriyle Ehlibeytin yanında yer aldılar. Hz. Hüseyin’in torunları Ehlibeytin yarenleri İmam Zeyd bin Zeynelabidin ve İmam Caferi Sadık(Allah hepsinden razı olsun) gibi imamlarla elere gönül gönüce, Emevi ve Abbasi iktidarlarının faşizan zulmüne karşı direnerek bir kısmı şahadeti, bir kısmı da hicreti tercih ettiler.

İmam Azam Abu Hanife'nin Ehli Beyt'i müdafaa ve yardım uğruna zalim Abbasi kralının zindanlarında kırbaçlanarak şehid edildiğini ve İmam Malik'in aynı sebeble kırbaçlanarak iki kolonunun da kesilerek cezalandırıldığını kaç Alevi, kaç Şii ve kaç Sünni Müslüman  biliyor? O zaman bu asırlardır devam eden ayrılık niye? Bu kin ve öfke kime? Bu ilgisizlik niçin ve neye? 

10 Muharrem Aşure ve Kerbela hadisesinden çıkarılacak dersleri hala anlamakta direnen İslam âlemindeki bir kısım müminler, kendi vücutlarını zincirlerle döverek Yezid ve yandaşlarından intikamlarını aldığını sanmanın gafletiyle o günün acısını bedenlerinde yaşattığına inanırken, diğer bir kısım Müminler de  sadece aşure yemeğini dağıtıp yemek suretiyle bu mühim güne ilgisiz kalmanın gafletiyle yaşamaya devam ediyor.  

Müslümanlar bir ağacın dalı gibidirler, dallar gövdeye bağlıdır. İslam da bir ağacın gövdesiyse bu kavga bu kin bu nefret niye. Hepimiz kardeşiz. Birleştikce güçlü oluruz, parçalanırsak zayıf düşeriz, Siyonistlerin ve emperyalistlerin yemi oluz. Bizler birlik ve bütünlüğümüze sahip olalım. Ufak tefek kırgınlıklarımızı büyütmeyelim. Bu birlik olmamızla düşmana korku, dosta güven verelim. Sağlıkla kalın, hayırla kalın. Allah bir daha böyle acılar, tüm İslam âlemine ve bizlere yaşatmasın.HASAN

Bu haber 1935 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ŞANSA ÇEVRİLMELİ24 Temmuz 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi