Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ TÜRK AHLAKI

Şelçuk Silsüpür

10 Mayıs 2011, 02:02

Şelçuk Silsüpür

KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ : “TÜRK AHLAKI”   

            “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”  Hz. Muhammed.                  

 Büyük Türk mutasavvıf ve şairi Mevlana, yazdığı bir şiirinde “Aslem Türkest eğerçi Hindü kuyem” yani “Farsça yazsam bile aslım Türk’tür” diyerek Türk’e verilen “iyi” sıfatını en güzel şekilde belirtmiştir. Büyük Arap yazarı ve düşünürü Cahiz, Türk kelimesini “güç, kuvvet, iyilik ve güzellik” anlamında kullanmıştır.  “Türk,  İranlıların nazarında güzellik timsalidir.”

               Türk, yiğitlik ve cesaretinin ve yüksek zekâsıyla teşkilatçılığın Avrupa, Asya, Afrika ve hatta Okyanusya fetihleriyle neticelenip insanlık tarihinde yeni devirler açılmasına vesile olmuş ve insanlık tarihinde derin izler bırakmışlardır. Fakat atalarımızın bütün bu güzellikleri gölgede bırakan başka bir erdemleri daha vardır ve o da manevi güzellikleridir. Bugün tamamıyla unutulan, eski Türk karakter ve ahlakı, Hıristiyan ve düşman milletlerini asırlarca ecdadımıza hayran eden en muhteşem yönümüzdür.    

                        Türk’ün en büyük mefkûresi “Cihan Hâkimiyeti” olmuştur. Dünyayı kötü yönetimlerden kurtarıp, insanlığı “ALLAH” adına, ALLAH için yönetmek bu mefkûrenin temelini teşkil etmiştir. Fethedilen ülkelerin insanlarına insanca muamele etmek, onların refahı için hastaneler, medreseler, camiler, çeşmeler, yollar, kervansaraylar ve yollar yapmak içinde adeta yarışmışlardır.

            Türk insanı, kişi olarak da diğer milletlere hep iyi intiba bırakmıştır. Türk’ün misafirperverliği pek çok yabancı sefir ve eşlerinin hatıralarında yer almıştır. Türk ahlakının temelini teşkil eden misafirperverlik, Türk’ün töresinde başköşe de yer alır. Türk, konuğunu canı pahasına korur ve onun sağlığı ve rahatı için her şeyini onun önüne döker.           

Türk töresinde ölmek üzere olan “misafirperverlik”, gelecek nesillere bırakamayacağımız bir ata yadigârıdır. Dini bayramlarımızda bile artık ziyaretler, el öpmeler ölmek üzeredir. Eskiden ellerinde hediye paketleriyle birbirlerini ziyarete giden aileler şimdilerde sahillere akın etmekte “mayo ve şortlarıyla” güneşlenmekte ve maalesef Ramazan ve Kurban Bayramlarını geçiştirmektedirler.  

Türk’ün kaybolan en güzel huylarından birisi de büyüğe olan saygıdır. Her gün tıklım tıklım dolu olan halk otobüslerinde, gençler bırakın yaşlılara yer vermeyi, hamile veya kucağı çocuklu kadınlarımıza dahi yer vermemektedirler. Bu durum da Türk töre ve ahlakının kaybolan en önemli özelliklerinden birisidir.    

Türk ülkelerini gezen yabancı seyyahlar kadınlarımızın toplumdaki serbestlik, saygınlık ve toplum içindeki saygınlığı karşısında hayretler içinde kalmışlardır. Türk insanı kız-erkek ilişkisine hiçbir zaman kötü gözle bakmamışlardır. Türk insanı için kız olsun erkek olsun çocuklarının mürüvvetlerini görmek anne ve babalar için en büyük mutluluklardan birisidir. Birbiriyle evlenmek üzere anlaşan kız ve erkek birbirlerini tanımaları için “söz” ve “nişan” geleneksel törenlerini yaşarlar ve bu süre içinde kız-erkek birbirlerinin huylarını, ahlaklarını, iyi ve kötü taraflarını öğrenme imkânlarını bulurlar. Günümüzün gençleri bu sürelerin içinde bir de “Flört” adı verilen Amerikanvari “gönül oyunu” nu eklemişlerdir. Bu sürede gençler el-ele, yanak-yanağa- hatta dudak-dudağa dolaşmaktan sakınmamakta ve ne acıdır ki bu hareketlerini büyüklerinin gözleri önünde de sergilemekten çekinmemektedirler.

Süryani Mikail, vakayinamesinde Türkler için bakın neler söylüyor; “ Türklerin meziyetleri vardır. Hilekârlık ile sahtekârlık bilmezler ve doğruluktan ayrılmazlar. Karı koca ihanetinden çekinirler, onun için Türkler arasında zina olaylarına rastlanmaz.”

Emperyalist Batılılar ve onların satılmış yerli işbirlikçileri Türk toplumunu yok etmenin aile bağlarını yok etmekten geçtiğini anlamışlardır. Demek ki, önce Türk aile yapısını bozmak hatta yok etmek gerekmektedir. Bunun içinde başta Televizyon olmak üzere görsel ve yazılı basını harekete geçirmişlerdir. TV’de gösterilen pek çok yerli ve yabancı filimler Türk gelenek ve göreneklerimize ters olduğu gibi, gençlerimizin eğitimi içinde yıkıcıdır. Mafya ve çeteleri özendiren film ve diziler, açık- saçık, uydurma senaryolarla yapılan film ve diziler Türk toplumuna büyük zararlar vermektedir. Bu filimler seyrederek etkisinde kalan genç kızlarımız evden kaçmakta ve kadın tüccarlarına yem olmaktadır. Gençlerimiz ise çetelerin, terörist örgütlerinin ellerine düşmekte, uyuşturucuya alışarak kendi geleceklerini mahvetmektedirler. Kuzey Avrupa ülkelerindeki kadınları iş vaadiyle Türkiye’ye getirip zorla fuhuş yaptıran, Avrupa’da uyuşturucu trafiğini idare edenler ve Asya ve Afrika ülkelerinden batıya kaçmak isteyen Umut tacirleri ne yazık ki Türklerden çıkıyor artık.

Sözün özü, Türk insanı kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla bir “töresizlik” içindedir. Kaybolan ahlakını aramakta, bulamadığı içinde bunalıma girmektedir. Yapılacak şey, Manevi değerlerimizi Türk Milletine yeniden kazandırmaktır. Biz niye kendimizi başka dünyalarda arayalım. Atalarımız bize bıraktığı manevi değerler bize yeter de artar bile.

Bu haber 3340 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
TÜRK’E MEKTUP-120 Ağustos 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi