Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

OSMANLI CASUSLUK ÖRGÜTÜ ''TEŞKİLAT-I MAHSUSA''

Şelçuk Silsüpür

23 Ağustos 2011, 11:41

Şelçuk Silsüpür

                          OSMANLI CASUSLUK ÖRGÜTÜ  “TEŞKİLAT-I MAHSUSA”      

           

            Onlar; Oğuz Kağan’dan bugüne kadar, Türk’ün “Devlet-i Ebed Müddet” fikrini devam ettirecek bir kuruluştur. Her ne zaman bir Türk devleti yıkılsa yerine yenisinin kurulmasını amaç edindiğini söyleyebiliriz. İttihat ve Terakki Partisi ve onun liderlerinden Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bağlı olarak 1913 yılında kurulmuştur. Teşkilatın kurucusu Süleyman Askeri Bey daha sonra ise başında Hüsamettin (Ertürk) Bey bulunmaktaydı. Teşkilatın beyni ise Kuşçuoğlu Eşref’ti. Teşkilat-ı Mahsusa’nın isim babası ise veteriner Rasim Bey’di.

            İttihat ve Terakki’nin “Türkçü ve İslamcı” siyasi görüşleri doğrultusunda, “yurt içi ve yurt dışında, karşı-istihbarat, propaganda, örgütlenme, suikast eylemlerinde” bulunmuştur.

            Cemal Kutay’ın ‘lawrence karış Kuşşubaşı” adlı kitabında Şam’da Kolağası olarak görev yapan Mustafa Kemal, Kuşçubaşı Sami’yi teşkilata katmak için İzmir’e gönderirken yazdığı tavsiye mektubunda “Bizim Teşkilat-ı Mahsusa için” ifadesini kullanıyordu. İzmir’de Celal Bayar, Teşkilat’ı Mahsusa’nın başkanıydı.

Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devleti’nin son istihbarat teşkilatı idi. Örgüt öncelikle Osmanlı’da siyasi birliğin sağlanmasını amaçlıyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en seçkin fedai ve eylemcileri tarafından kurulan bu gizli örgüt, Osmanlı ülkesini içerden ve dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeden koruyacaktı. Ayrıca “Hint kıtasından Afrika’ya, Orta Doğu’dan Balkanlara, Arap Yarımadasından Orta Asya’ya” uzanan İslam dünyasını da birleştirmeyi amaçlıyordu. Her şey İmparatorluğu ayakta tutmak içindi. Ayrıca İmparatorluk sınırları dışında kalan Müslüman halklarda kendi bağımsızlıklarını kazanmalı ve dayanışma içinde olmalıydı.

            Kafkas kökenli Kuşçubaşı Eşref, "Ben ne Dağıstan rüyalarını gören bir Çerkez, ne Arap, ne de Rum'dum; ben Türkçe konuşan Müslüman bir Osmanlıydım" diye ifade eder.

            2005 yılında Yeni Şafak gazetesinden Abdullah Muradoğlu, Teşkilat-ı Mahsusa hakkında 10 bölümlük bir yazı dizisi hazırladı. Bu yazı dizisine göre, teşkilatta görev yapmış ünlü kişilerden bazıları şunlardı: “Mustafa Kemal, Enver Paşa, Binbaşı Süleyman Askeri, Eşref Kuşçubaşı, Teğmen Yakup Cemil, Dr. Bahattin Şeker, Mithat Şükrü Bleda, Ohrili Eyüp Sabri, Keskinli Rıza Bey, Fuat Balkan, Müsallimli Burgiba, Arabistan’da İbnür Reşit, Nuri ve Halil Paşalar, Ali Fethi Okyar, Hacı Selim Sami, Ali Çetinkaya, ilk tayyareci şehitlerden Sadık Bey, Fuat Bulca, Nuri Conker ve Rauf Orbay “   

            Teşkilat-ı Mahsusa ile ilgili tek akademik araştırmayı yapan Philip Stoddart, “Teşkilatın zirvede olduğu dönemde, kayıtlı 30 bir üyesi olduğunu  söyler. Stoddart ayrıca Teşkilat-ı Mahsusa’nın Ermeni tehcirinde hiçbir rol oynamadığının da altını çizer.

            Gizli Teşkilat giderlerini Harbiye nezaretinden ve örtülü ödenekten karşılıyordu.

            8. Ekim 1918’de İttihat ve Terakki hükümetinin iktidardan ayrılması ile birlikte Teşkilat-ı Mahsusa da resmen tavsiye edilmiştir. Fakat Milli Mücadele yıllarında da Kuvay-ı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk gruplarının önde gelen liderlerinin tamamına yakını da Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olarak bilinen kişilerdir.

            Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan 50 devletin harcında da Teşkilat-ı Mahsusa’nın emeği vardı. Teşkilat’ın gizli hücreleri, aradan yüz yıl geçmesine rağmen gün yüzüne çıkarılamadı.  

            İşte, Osmanlı İmparatorluğun parçalanış öyküsü… Petrol kaynaklarını, yer altı ve yerüstü kaynaklarının sömürülmesi için Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması gerekiyordu. Bunun içinde mümkün olan her şeyi yaptı Avrupa…

            Ve bugün; Türk’ü Kürt’le, Türk’ü Fars’la, Arap ile savaştırmak ve aziz vatanımız Türkiye’yi bölüp parçalamak için dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri çalışmaktadırlar.

 Gün birlik beraberlik, hoşgörü ve kardeşlik günüdür. Dış güçlerin kurduğu hain tuzaklara düşmemeliyiz.  Zira Başka bir Türkiye daha yoktur. Mustafa Kemal Atatürk’ün  Ne mutlu Türküm diyene  sözü de çok iyi analiz edilmelidir.

 

(KAYNAKÇA; Selçuk Silsüpür, Oğuzlar, Selman Kayabaşı, Teşkilat, Abdullah Muradoğlu, Teşkilat-ı Mahsusa, Ergun Hiçyılmaz, Teşkilat-ı Mahsusa ve Casusluk Örgütleri,)   

 

Bu haber 3536 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
TÜRK’E MEKTUP-120 Ağustos 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi