Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

ATATÜRK VE ''KAYIP MU GÜNEŞ İMPARATORLUĞU''

Şelçuk Silsüpür

20 Haziran 2011, 11:09

Şelçuk Silsüpür

                                  ATATÜRK VE “KAYIP MU GÜNEŞ İMPARATORLUĞU”

            Atatürk, hep Türkler’in tarih ve coğrafyasının Orta Asya ile sınırlı olmadığına inandı.    

            “Efendiler, bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyükTürk milleti vardır ve bu milletin yeryüzünde genişliği kadar tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk Milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci atası Nuh peygamberin oğlu Yasef’in oğlu olan kişidir. “(Atatürk-1922)           

            Türkler’in kökenini ortaya çıkarmak Gazi’nin en büyük isteklerinden birisiydi. Türk Tarih Tezine göre Türk Uygarlığı Orta Asya’da inkişaf etmişti. Fakat Orta Asya uygarlığının kökü neredeydi?

 Atatürk, bu sorunun cevabına 1932’de ulaştı. 1932’de emekli General Tahsin Bey, Atatürk’ü ziyaret etti. Maya dili ile Türkçe arasındaki benzerliklerden bahsetti. Gazi konuyla ilgilendi ve Tahsin Bey’i Meksika’ya elçi olarak atadı. Tahsin Bey, Maya ve Türkçe dilleri arasındaki benzerlikleri ortaya çıkaracaktı. Orada kendisine Amerikalı Arkeolog Villiam Niven’in bulduğu tabletlerden bahsettiler. Maya dilinin kökeni bu tabletlerde gizliydi ve tabletler Tahsin Bey’i şaşkına çevirdi. Orta Amerika’da Maya kültüründeki güneş kültü ile Orta Asya’da Türkler arasındaki güneş kültü arasında da benzerlik acaba tesadüf müydü? Yine Tahsin Mayatepek’in araştırmalarına göre Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarının Türklerin kullandıkları eşyalara benzer eşyalar kullanıyorlardı. Davullar, kalkanlar üzerindeki ay ve yıldız sembollerine kadar Türk kültürüne benziyorlardı.

Ayrıca, Araştırmacı James Churcward, Hindistan’da ele geçirdiği tabletleri Tahsin Bey’e bilgi olarak sundu. Bu tabletler de  kayıp Mu kıtası ile ilgiliydi. Churcward, 50 yıl çalışarak tabletlerin dilini çözmüş ve bu konuda 5 kitap yayınlamış bir uzmandı. Churcward’ın araştırmaları ile Amerikalı Arkeoloğ Villiam Niven’in araştırmalı birbirini tutuyordu. Çünkü tabletler M.Ö 200.000 ile 70.000 yılları arasında Pasifik’te yer almış bir kıtayı haber veriyordu. Bu kıtaya  “MU” deniliyordu. MU rahip bir kral tarafından yönetiliyordu. MU kıtasında yaşayan inanlar tek Tanrıya inanıyorlardı. MU kıtasının sembolü de tek Tanrıyı temsil eden Ra yani güneşti. Tabletlerden anlaşıldığına göre, Mu Uygarlığı en az 3 kere tufan felaketi ile sarsılmış idi. MU kıtasının batacağını anlayan rahip ve bilgeler, insanları Orta Asya (Gobi Çölü) ve Atlantik Okyanusu’nun bulunduğu yerlere göç ettirdiler.

            Tahsin Bey, araştırmalar sırasında tuttuğu yüzlerce sayfayı bulan notlarını, belge ve tabletlerin çekilmiş resimlerini bir rapor halinde Atatürk ve Türk Dil Kurumu’na sundu. Atatürk, 60 kişilik bir uzman heyete bu resim ve belgeleri Türkçe’ye çevirme emri verdi. Atatürk,  insanın yaratılışını anlatan bölümleri özellikle inceledi. Mu’nun insanlığın anavatanı olduğu ve nüfusunun 64 milyona çıktığını anlatan bölümlerin altını çizdi. Tabletlerin tercümelerine göre Maya dili dâhil dünyadaki bütün dillerin de MU dilinden türediği belirtiliyordu. Ancak 1936 tarihli 7. rapor, Araştırmacı James Churcward’ın yaklaşık 50 yılını almış,  çok çarpıcı ve şaşırtıcı bilgilerle doluydu.

            Bu rapora göre Deprem veya tufanlar neticesinde 24 saat içerisinde denize battığı, ilk yüksek medeniyetin tek dil ve tek Tanrıya dayanan dinin ve fen ilimlerinin MU Kıtasından 70 bin sene önce Maya namıyla çıkarak Asya’da Uygur, Hindistan’da Naga-Maya, Fırat Nehri deltasında Akad, Mezopotamya’da Sümer, Kızıldeniz’in batısında Mayu ve Etyopya’daki Tamil namlarını almış halklar MU kıtasından göç eden halkın çocuklarıydı.” Churcward’a göre “Eski Türklerin ilk vatan ve kökenleri Orta Asya olmayıp, 200 veya 70 bin yıl önce batmış olan MU kıtasıydı. Türkler, bu kıtadan Orta Asya’ya, Mezopotamya’ya, Mısır’a ve Etyopya’ya  MU kıtasından binlerce yıl önce gelip MU kıtasındaki yüksek kültür ve medeniyetlerini, dil ve dinlerini yaydıkları anlaşılıyor.”

            Rapor’un son bölümünde MU’ya ait sembolleri açıklayarak dünyanın dört yanına dağlan uygarlıkları da şöyle anlatıyordu:

            1.Kol: Bu kolu MU’dan “Maya” namıyla çıkarak Asya’nın doğu kıyılarına ulaştıktan sonra “Uygur” namı alan MU çocukları teşkil etmektedir.

            2.Kol: Bu kolda “Maya” namıyla yola çıkarak Hindistan’a ulaşarak “Naga Maya” namını alıp, çok büyük bir imparatorluk vücuda getirmişlerdir. Bu büyük devlet yıkıldığında bu insanların bir kısmı Hindistan’ın batısından gemilerle Basra Körfezi’nin kuzeyinde Fırat Nehri deltasına girerek, bu yerlere “Akad” ve daha kuzeye ilerleyerek bu havaliye de “Sümer” adını vermişlerdir.

            Churcward’a göre  Uygur İmparatorluğu, ortadan kalkmadan önce Türk İmparatorluğu’nun mevcut olmadığını ve bu imparatorluğun da Uygur İmparatorluğunun çeşitli felaketler sonucu yıkılmasından 10-11 bin yıl evvel ortaya çıkmıştır.”

            Atatürk’ün 1938’de ölümüne kadar yaptırdığı  MU kıtası araştırmaları, TDK ve Anıtkabir kitaplığının tozlu raflarından yeniden çıkacağı günü beklemektedir. Eğer gerçekten var olduysa, MU Kıtası’nın kalıntılarının Pasifik’in serin sularında beklediği gibi…

(Kaynakça: Atatürk ve Kayıp Kıta Mu, Sinan Meydan ve Ergun Candan, Türkler’in Kültür Kökenleri)

Bu haber 2595 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
KAHRAMANLIK BAŞKADIR28 Ocak 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi