Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

ZÜRRİYETİNİ AFFETMEZ

Fazlı GÜVENTÜRK

15 Şubat 2015, 21:38

Fazlı GÜVENTÜRK

ZÜRRİYETİNİ AFFETMEZ

            Kabul etmek gerekir ki; Bakış açısına göre pek çok göründüğünden çok farklı boyutlardadır.

            Bir olaya baktığımızda madalyonun o yüzünü görüyoruz ve zaten peşin hükümlü olduğumuzdan hemen o yönü ile ilgileniyoruz. Osa bazen gördüğümüz değildir yaşananlar.

            MİT müsteşarı Hakan Fidan konusunda daha önce birkaç kelime ile düşüncelerimi yazmıştım.

,           şimdi bu düşüncelerimi bazı konularda olgunlaştırmak gerekiyor diye düşünüyorum.

             Fidan bugün istifa etti. Artık görevini birkaç gün daha sürdürecek olmasına rağmen müsteşar değil. Sade bir vatandaş ve elbette istifa etme nedeni olan milletvekili aday adayıdır. Aslında aday adayı demek doğru değil, direk aday demek daha uygun olur. Buna bağlı olarak aday da demek pek uygun yaklaşım değil, seçilecek yerden ve sıradan aday olacağı için direk vekil demek hiçte yanıltıcı bir yorum olmaz.

            Fidan; Bürokrasiye Astsubay olarak başlamış ve on beş yılı dolunca istifa ederek farklı alanlarda devletine hizmet etmeyi grev bilmiş. Şartlar da öyle gelişince ülkenin kaderi ile ilgilenen bir yapının içinde bürokratik hayatına devam etmiş.

            Bürokratik hayata başladığı meslekten biri olarak kendisi ile gurur duymamak elde değil. Gıpta ile bakmamak ta tabiî ki.

            Hakan Fidan hakkında daha önce Cumhurbaşkanının söylediği övgü dolu duymuş ve vermiş olduğu görev ile de bu övgünün karşılığı verilmişti. Geçenlerde bir televizyon programında Başbakan Davutoğlu’nun da sitayiş dolu sözlerini duyduğumda bu başarının tesadüf olmadığını anladım.

             İnsanın kendisinden verilen her görevi layığı ile yapar sözlerini duymak cidden gurur verse gerek.

            Fidan müsteşarlıktan ayrıldı ama kendisini daha büyük görevler bekliyor. Vekillik kesin gibi bakanlıkta kesin bence. Belki Başbakan yardımcısı olacak ve açılımdan sorumlu olacak, önümüzde ki dönemde bu bitirilmesi gereken sorunu çözüm için adım atacaktır.

            Bence müsteşarlıkta kalması daha uygun olacaktı. Ama başta da dediğim gibi biz olayın bir yönü ile görüyoruz olabilir. Belki ülkeyi yönetenler kendisinin daha etkin görev yapma konusunda farklı düşünüyordur.

            Bir insanı sevip sevmemek elbette kişinin tercihidir. Yanlış olsa bile bazen kişi kendisini Allah(cc)’ın izniyle dünyaya getiren anne babasını da sevmeyebiliyor. Kaldı ki elin oğlunu veya elin kızını sevip sevmemek daha doğal haktır.

            Ancak Fidan’ı insani olarak değil siyasi olarak kim seviyor kim sevmiyor diye düşündüğümüzde farklı bir şeyler çıkıyor karşımıza.

            Fidan’ı İsrail sevmiyor. Amerika sevmiyor. En çarpıcı olarak ta paralel yapının önde gelenleri sevmiyor. Nasıl oluyorsa bir Yahudi, bir Hıristiyan ve paralel yapı sevmeme konusunda bir araya gelebiliyor. Bu üç yapıda bir adamı sevmiyorsa demek ki bu adam doğru yolda. Bu nedenle Fidana başarı dilemek şart oluyor.

            Sadece şimdiden şunu söylemek gerekiyor ki; yarın açılım ile ilgili görev aldığında daha dikkatli olmalı. Verdikçe azan bir yapı karşısında dimdik durmalı ki tavizsiz bu beladan kurtulalım. Aksi durumda yani her şeyi ver politikasında tarih öyle bir yazar ki ne Fidan kalır ne onun yedi sülalesi. Tarih kendisini affetmeyeceği gibi zürriyetini de asla affetmez. İyi olan adı kötülemek veya adını yücelttikçe yüceltmek kendi elinde ve kaleminin ucundadır.

            Selam ve dua ile…

Bu haber 1063 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SONRASI14 Temmuz 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi