Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

NEDİR BU DERSİM

Fazlı GÜVENTÜRK

01 Aralık 2011, 10:15

Fazlı GÜVENTÜRK

NEDİR BU DERSİM

            Günlerdir Ana muhalefet partisinden bir vekilin ortaya attığı bir söz ile tartışılan bu Dersim olayı nedir bir hatırlayalım dedik. Tara olmadan sadece kronolojik gelişmeyi paylaşıyorum.

            Dersim İsyanı, Dersim Katliamı veya Dersim Soykırımı; şu anki adıyla İli’nde 1937 yılında merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasındaki anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olaylar. Dersimde mutlak devlet hakimiyetini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Dersim Harekâtı düzenlendi.

            Bölge gerek coğrafi yapısı, gerekte merkeze uzaklığı nedeniyle merkezi otoritenin tam sağlanamadığı, ağalık ve şeyhlik tarzı bağların kuvvetli olduğu bir yapıdadır. Bu açıdan Osmanlı döneminde de bölgede bir sürü ayaklanma yaşanmıştır. Dönemin içişleri bakanlarından Şükrü Kaya 1876 yılından beri bölgeye 11 askeri harekât düzenlendiğini ama bir çözüm sağlanamadığını belirterek, bölgenin bu alandaki geçmişini ortaya koyar.

            Ermeni Tehciri sırasında da bazı Dersimli Alevi Kürt aşiretler Dersim Ermenilerini Osmanlı hükümetine teslim etmeyi reddetmişler.

            Bunun yanında Rus işgaline karşı Dersimliler, Osmanlı hükümeti ile bir anlaşma yaparak özerklik vaadi içinde "savunma savaşına girerler. Osmanlı idaresinden aldıkları silah-mühimmatla, doğrudan Osmanlı ordusunun emrine girmeden Ruslara karşı durma karşılığında Dersimsilere "bağımsız çatışma hakkı" tanınır.

            1920'lerin ikinci yarısından sonra Dersim bölgesini tanımaya yönelik pek çok rapor hazırlanmıştır. Özellikle Hamdi Bey'in raporu, "Dersim bir çıbandır. Bu çıban okşamakla tedavi edilemez. Bu yarayı kökünden koparmak gereklidir" gibi söylemler barındırıyordu. Raporlarda en çok üzerinde durulan noktalar ise, aşiretlerin birbiriyle olan ilişkileri, hangi aşiretin hangi dili (Zazaca, Türkçe) konuştuğu, aşiret yapıları, Dersimlilerin gelenek ve görenekleri, aşiretlerin coğrafi sınırları ve nüfuzları, Dersim'in stratejik noktalarıdır. Bunlar üzerine raporlar sunulmuştur ve başarılı bir Dersim Harekâtı için gereken önlemler bu raporlarda tespit edilmiştir.

            25 Aralık 1935 tarihinde, 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı ve 4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayeti'nin adı Tunceli Vilayeti oldu.

            Yasanın uygulanmaya başlamasıyla 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükümet otoritesi kurulamadı.

            1936 yılında açılan dördüncü umumi müfettişliğin başına getirilen Korgeneral Abdullah Alp doğan, mahkeme kararlarını imzalamaya, düzeni ve güvenliği sağlamak açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri, il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye ve il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi. Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihinde yaptığı TBMM konuşmasında Dersimdeki ağalık düzeni sorununu Türkiye'nin en önemli iç sorunu olarak tanımladı.

            İhsan Sabri Çağlayangil'e göre, 1937 yılında Atatürk Sin geç Köprüsü'nün açılışını yapmak üzere Dersime gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı adlı bir teğmen'in komutasındaki karakola isyancılar tarafından saldırı düzenlendi. Karakol yakıldı ve 33 askerin tümü öldürüldü.

            27 Mart 1937 tarihinde Tunceli-Erzincan yolundaki bir köprü Haydaran ve Demanan aşiretleri tarafından yakılır. Diğer Türk Birlikleri ile bağlantı kurulmasın diye kürtler tarafından bölgenin telefon hatları kesilir. Jandarma birliklerine pusu kurulur. Pax bucağı karakoluna baskın düzenlenir. Seyit Rıza bizzat Sin Karakolu'nun da basılması için asi milislere emir verir. Bölgedeki 9. Seyyar Jandarma Taburu'na da baskın düzenlenir. Kendi vatandaşlarından kurulu düzensiz gerilla kuvvetlerine karşı savaşmak üzere eğitilmemiş ve bu yönde bir hazırlığı olmayan askeri kuvvetler kendilerini korumakta zafiyet içine düşerler. Birçok askeri birlik basılarak askerler öldürülür ve yaralanır. Asiler Mazgirt Köprüsü'nü tahrip ederler.

            Bu arada gerekli yerlere hava harekatı düzenlendi. 13 Eylül 1937'de anlaşmaya çağrılan Seyit Rıza tutuklandı. Askeri harekâttan sonra yapılan yargılama 15 Kasım 1937'de sona erdi. 11 kişi idama mahkûm oldu, fakat yaşların geçkin olmalarından dolayı içlerinden dördü hakkında idam cezası 30 sene ağır hapse tahvil edildi.

            17 Kasım 1937 tarihinde Mustafa Kemal Diyarbakır'dan Elâzığ'a geldi ve Tunceli'nin Pertek kazasına geçerek Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü'nün açılış törenine katıldı.

            Ancak olaylar durulmadı ve 1938'de Kureyşan aşireti intikam için diğer aşiretleri silahlanmaya davet etti.

Başbakan Celal Bayar Dersimli isyancılara karşı saldırıyı onayladı ve İkinci Tunceli Harekâtı (2 Ocak - 7 Ağustos 1938) başlatıldı. 10-17 Ağustos 1938 tarihinde Üçüncü Tunceli Harekâtı düzenlendi.

            6 Eylül'de başlayan operasyonlar 17 gün boyunca devam etti. Direniş amacıyla kırsal alanda kalanların direnişi ise 1948'e kadar sürmüştür.

            İşte bu gündemdeki dersim budur. Tarafsız bir tarih sıralaması düşünüldü.

            Tarihte yaşanan olaylardan elbet ders alacağız. Ancak tarihi kaşımanın kime ne faydasının olduğunu da iyi düşünmek gerekiyor. Art niyetli ve ülkeyi bölmeye çalışan kahpe zihniyetlerin bu tür olayları tekraren gündeme getirerek birlik beraberliğimizi bozmak istediğini göz ardı etmeyelim.

            Selam ve dua ile…

 

Bu haber 2298 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ŞANSA ÇEVRİLMELİ24 Temmuz 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi