Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Arınmaya yolculuk 51 bölüm

Fazlı GÜVENTÜRK

10 Ocak 2013, 00:28

Fazlı GÜVENTÜRK

Arınmaya yolculuk 51 bölüm

            Kalbi Mekke için Medine için yanıp tutuşan ve oralara ulaştığında 9 şiddetinde sarsılanlar için yazılmış, hem bir rehber olsun, hem yaşadıklarımızı anlatısın amaçlı bu yazılara vesile olanlardan Yaradan razı olsun..

            Hem acizim hem perişan

Hem günahkar hem pişman

Tüm varlığım tutuş ve yan

Korkma yanında ben varım

&&&&&&&&&&&&&&&

Gam değil gelse acılar

İmtihandır tüm sancılar

Dost arkadaş can bacılar

Korkma yanında ben varım

&&&&&&&&&&&&&&&

            Her anı güzel

            Mescitleri anlatmaya devam ediyoruz. Tanıtalım ki gidildiğinde ola ki rehberiniz iyi olmaz, ola ki o an hasta olursunuz dinleyemezsiniz rehberin anlattıklarını. İşte bu amacı düşündük bu satırları kaleme alırken.

            Bizim her anımız güzel geçti. Bu mescitleri anlatırken Bayram Hocanın , Abdurrahim hocanın anlattıklarını, Cemile hocanın gözyaşlarını sel ettiği mescit bahçesi sohbetlerini, Adem hocamın dudaklarından dökülen kuranı nasıl unuturuz. Dedik ya her anı güzeldi şükürler olsun bu mescitlerde kılınan namaz gibi güzeldi.

Hz. ÖMER MESCİDİ

            Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayram namazlarını kıldırdığı yerlerden biri de Hz. Ömer Mescidinin yeridir. Hz.Ömer (r.a.) hilafeti zamanında bayram namazlarını Efendimiz (s.a.v.)’e uymak amacıyla burada kıldırmıştır.

            Mescid-i Nebevî’den 455 m. uzaklıktadır. Osmanlı Sultanı II. Mahmud tarafından Hicri 1411 yılında tamir ettirilmiştir. Şu an ibadete kapalıdır. Hz. ÖMER (r.a.) Hz. Ömer (r.a.), Efendimizden on yıl sonra dünyaya gelmiştir.

            Cahiliye döneminde de Kureyş’in ileri gelenlerindendi. Kureyş’e gelen elçiler onunla görüşme yaparlardı. İyi bir hatipti ve güçlü bir hafızası vardı. Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün; “Allah’ım İslamı, Ömer Bin Hattab veya Ebû Cehil Bin Hişam ile güçlendir.” diye dua etti.

            Allah-u Teâlâ, Rasûlullah (s.a.v.)’in bu duasını –Ömer Bin Hattab hakkında olanı- kabul etti. Efendimize Peygamberlik görevinin verilmesinin 5. yılında Müslüman

oldu. İlk defa onun teşvikiyle o güne kadar Müslüman olduklarını açığa vuramayan sahabe, Efendimizle birlikte Kâbe’ye gittiler ve inançlarını açıktan yaptılar. Hak olan davanın açığa vurulması sebebiyle Peygamberimiz Hz. Ömer’e “Faruk” lakâbını vermiştir. (Faruk, hak ile batılı ayıran demekti) Çok cesur ve celâlli idi.

            Hicret ettiği gün, kılıcını kuşanmış, yayını omzuna asmış, eline oklarını alıp Kâbe’ye gelmişti. Müşriklerin şaşkın ve korku dolu bakışları arasında tavaf etmiş, Makâm-ı İbrahim’de namaz kıldıktan sonra, müşriklere dönerek:  “Kim anasının ağlamasını, çocuklarının yetim, karısınındul kalmasını istiyorsa, şu derenin arkasında benimle karşılaşsın!” diyerek meydan okumuş, kimse de onun peşinden gitme cesaretini gösterememişti.

            Rasûlullah (a.s.) hayatta iken hep yanında yer almış, Efendimiz (s.a.v.)’in ahirete irtihalinden sonra da Hz. Ebubekirr’e ilk biat etmekle fitnelerin önüne geçmişti. Hz. Ebubekirr (r.a.)’in vefatıyla 2. Halife seçilmiş ve 10 yıl hilafet makamında kalmıştı. Efendimiz, Hz. Ebubekirr ve Hz. Ömer ayrılmaz bir üçlüydü. Efendimizin ve Hz. Ebubekirr’in vefatları ile yalnız kalmış ve bütün yük omuzlarına binmişti. Halife seçildiği ilk gün: “Allah’ım ben katı bir insanım; beni yumuşat. Cimriyim; cömert yap. Zayıf biriyim; bana kuvvet ihsan eyle” diyerek dua etmişti.

            Enes bin Mâlik naklediyor: Hz.Ömer, halife olduktan sonra gördüm sırtındaki elbisede üç yama vardı. Bu yamaların bazıları diğer yamaların üstüne dikilmişti. Hilafeti zamanında, bazen tebdil-i kıyafet, bazen de sade haliyle Medine’yi köşe bucak dolaşır, halkın rahatı için geceleri bekçilik yapar, muhtaç olanların yardımına bizzat kendisi koşardı.

            Peygamberimizin: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” hadisini devamlı hatırda tutar ve her günün akşamında kendi kendine: “Ey Ömer! Bugün Allah için ne yaptın?” diye sorardı.

            Kuru ekmek ve zeytin yer, sade elbise giyerdi. Onun bu denli zühd üzere yaşaması Sahabenin ileri gelenlerini bile rahatsız etmiş, kendisine bakmasını, daha iyi şeyler yiyip daha iyi giyinmesini istiyorlardı. Fakat bunu Hz. Ömer’e söyleme cesaretini bulamıyorlardı. Konuyu müminlerin annesi Hz.Ömer’in kızı Hafsa aracılığı ile kendilerine söylediklerinde yine celâllenmiş:

            “ Sizin istedikleriniz, Peygamberimizle, Ebubekirr’in terk ettiği şeydir. Bana onların yapmadıkları şeyi mi teklif ediyorsunuz. Hz. Peygamberin (s.a.v.) çektiği hayat sıkıntısını hatırlamıyor musunuz?” diye çıkışmıştı.

            Haccını tamamladıktan sonra vefatından yaklaşık bir ay önce idi: “Ey Allah’ım! Yaşım ilerledi, gücüm azaldı, idarem altındaki insanlar çevreye yayıldı, beni zayi etmeden, sana karşı kusur işlemeden, kulluk vazifemi ihmal etmeden ruhumu al, benim ölümümü sana secde eden mümin bir kulun eliyle yapma” diye dua etmişti.

            Allah-u Teâlâ onun bu duasını kabul etmişti. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevî’de sabah namazını kıldırırken Ebû Lü’lü ismindeki bir Mecusi tarafından altı yerinden hançerlendi. Yaralarından kanlar aktığı halde evine götürüldü, henüz güneş doğmamıştı. Bir bayılıp bir ayılıyordu. Baygınlık zamanlarında hiçbir söz onu kendine getiremezken: “Ya Ömer, namaz!” dediklerinde hemen toparlanıyor, “ Namazı terk edenin İslam’dan nasibi yoktur.” Sözünü sık sık tekrarlıyordu. Hz. Ömer (r.a.) hançerleme olayından üç gün sonra Hicretin 23. yılında 63 yaşında iken vefat  etmiştir.

            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ömer (r.a.) hakkında; “Benden sonra peygamber gelecek olsaydı, bu ancak Ömer olurdu” “Güneş, ümmetimden Ömer’den daha hayırlı bir kimse üzerine doğup batmadı.” “Allah Teâlâ Hazretleri, hakkı, Hz. Ömer’in diline ve kalbine koydu.” “Ümmetim arasında Mülhemûn (ilham olunan) vardır. Eğer bu bir kişi ise bu Ömer Bin Hattab’tır.” “İbnü’l- Hattab, Allah’a yemin ederim ki, her ne zaman bir sokakta şeytan seninle karşılaşsa, mutlaka senin bulunduğun sokaktan başka bir sokağa sapar.” buyurmuşlardır.

            GAMÂME MESCİDİ

            Musalla mescidi olarak da bilinir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Medine’yi Münevvere’deki ilk bayram namazını burada kıldırdığı ve son dört sene bayram namazlarını da burada kıldırdığı rivayet olunur. Efendimiz (s.a.v.) döneminde açık bir meydan olan ve sonraları Menâha diye bilinen bu yerde, Peygamberimiz yağmur duâsı yaptığında bir bulut gelip Peygamberimiz (s.a.v.)’i gölgelemiş, bu sebeple buraya bulut manasına gelen Gamâme denilmiştir.

            Osmanlı sultanı I. Abdülmecid tarafından yaptırılan ve irili ufaklı 10 kubbeli mescid, bakıldığında bulutu andıran bir görünüme sahiptir. 1990’lı yıllarda Suudlular tarafından tamir ettirilmiştir.

            Ebû Hureyre’den bildirildiğine göre Peygamberimiz (s.a.v.) bir seferden döndüğünde bu yere uğrar, kıbleye dönerek dua ederdi. Peygamberimiz (s.a.v.) Uhud’a giderken sancağı buraya diktirmiş, ordusunu burada toplamış ve Uhud’a hareket etmiştir.

 

 

Yazının devamı bir sonraki gün        

Bu haber 1835 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SAYGILI SİYASET07 Aralık 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi