Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Arınmaya yolculuk 7 bölüm

Fazlı GÜVENTÜRK

07 Kasım 2012, 00:52

Fazlı GÜVENTÜRK

Arınmaya yolculuk 7 bölüm

            Kalbi Mekke için Medine için yanıp tutuşan ve oralara ulaştığında 9 şiddetinde sarsılanlar için yazılmış, hem bir rehber olsun, hem yaşadıklarımızı anlatısın amaçlı bu yazılara vesile olanlardan Yaradan razı olsun..

 

            UMRE

            Umre; belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip Tavaf ve Sa’y yaptıktan sonra traş olup ihramdan çıkarak yapılan bir ibadettir.

            Hac ibadetinden farkı, bir zamanla sınırlı olmaması, Arafat ve Müzdelife vakfesi, kurban kesme, şeytan taşlama görevlerinin bulunmamasıdır. Bu bakımdan hacca; büyük hac, umre’ye de, küçük hac denir.

Müslüman’ın ömründe bir defa umre yapması Hanefî ve Mâliki mezheplerine göre müekked sünnet, Şâfiî ve Hanbelî mezheblerine göre ise farzdır. Bu konudaki ihtilaf “Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.” ayetinin yorumundan kaynaklanmaktadır.

Peygamberimiz hayatlarında 4 kez umre yapmıştır.

1) Hudeybiye umresidir, Rasûlullah’ı müşrikler Mekke’ye girmekten men etmişlerdi.

2) Hudeybiye’den sonraki sene yaptığı kaza umresi

3) Huneyn savaşından sonraki Ci’rane umresi

4) Veda Haccı ile yaptığı umredir.

Hz. Aişe annemiz her yıl, bazen yılda iki kez umre yapmıştır.

Bakara 2/196.

Hac İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2005,

s.14.

16 Tecrîd-i Sarîh Tercemesi. C.6, s.181.

Peygamber Efendimiz umre hakkında: “Umre, kendisiyle öbür umre arasındaki zaman içinde işlenen küçük günahlara keffârettir.”

“Ramazanda umre, bir haccın veya benimle yapmış olacağın bir haccın kazasıdır. Zira Ramazan’daki bir umre hacca muâdil olur.” buyurmuşlardır.

MÎKAT

            Mîkat: İhrama girilecek yer ve zamanı ifade eder. Hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret edeceklerin, ihram yasaklarının başladığı yer demektir.

            Mîkat, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmak için hazırlığın yapıldığı ilk yerdir.

            Mîkat, Harem bölgesinin başlangıcıdır. O andan itibaren farklı havanın estiği yerdir.

            Mîkat, gizli perdelerin açıldığı, Rabbın hududlarının giriş kapısıdır.

            Mîkat’ı, tayin edilen vakit, buluşma vakti, randeu vakti şeklinde de değerlendirebiliriz. Her randevunun belirlenmiş bir zamanı olduğu gibi, belli bir yeri de vardır. İşte Mîkat, bu yer ve zamanı ifade eder. Hacı ve umreci yıllardır beklediği zamana ve mekâna kavuşmuştur. Buradan itibaren artık bir takvâ yarışı başlayacaktır. Kulun niyeti, sabrı, ibadetteki gayreti, samimiyeti diğer ziyaretçilerden farkını ortaya koyacaktır.

            Peygamber Efendimiz tarafından belirlenmiş olan mîkat sınırları, artık randevu bölgesine gelindiğinin habercisidir. Mîkata giren mümin, kendisini Tur Dağı’na Allah ile konuşmaya giden Hz. Musa gibi hissetmelidir. Acaba Allah kendisini kabul edecek midir? Bu ziyaret onun için gerçek bir randevuya dönüşecek midir?

            Bünyamin Erul, Ekrem Keleş, Haccı Anlamak, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2004, s.11.

            Hareme öyle gelişi güzel girilmez. Harem sınırı ihramsız geçilmez.

            Uçağımız büyük homurtuyla kalkmış ve rayına kısa süre sonra oturmuştu. Rotasında giden uçakta ilk heyecan ve ilk korku yoktu. Herkes yanındakinin elini yavaş yavaş bırakmış, kimi uykuya dalmış kimi dua ediyor kimi okuyordu elindeki dergi ve kitapları.

            Uçaktaki heyecan inişte yaşandı. Uçağın tekerlerinin yere değmesi ile sert fren herkesi kendine getirdi. Uçaktan inişte yine acele oldu. Sabırsız davranmakta üstümüze yok galiba. Herkes bir öndekini itiyor. Oysa pasaport işlemi bitmedi diye, bavulu alamadı diye kimse havaalanında bırakılacak mı? Elbette hayır. Mutlaka grup toplanmadan hareket edilmeyecek. Ama yine bir itiş kakış maalesef oluyor. Sabır etmek gerektiğini bildiğimiz halde oluyor.

            Cidde’ye inildi. Buradan karayolu ile Mekke’ye hareket edeceğiz. Cidde Mekke’nin hava yollarını karşılayan ve Mekke’ye yaklaşık bir  saatlik menzilde. Havaalanına inildi. Uçağın terminale yanaşması yarım saati buldu. Çok kalabalık ve büyük bir terminal. Uçaktan inen otobüslerle terminalin içerisine alındı. İkindi namazlarını pasaport kontrolünden önce kıldık. Pasaport kontrolü bitti, bavul bekliyoruz. Tabi kalabalık ve sıkışık olunca zaman alıyor. Birde kadınlara ve yaşlılara yardım edince ki onlar yanaşamıyor, onların bavullarının da takip edince o zaman bavul toplama işi uzadıkça uzuyor.

            Bavulları topluyoruz el arabalarına koyuyoruz. Evet tamamız. Otobüse taşıyacağız ve Cidde’den Mekke’ye hareket edeceğiz. İyide neyle gideceğiz. Otobüs nerede. Hoca nerede. Yok. Hoca ortada yok. Akşam oluyor. Ezan okundu. Biz daha yeni toparlandık ama hoca ortada yok. Telefonu yok ki arayalım nerde olduğunu soralım. Toplandık bir araya. Kimimiz Türkiye’yi arayalım diyor kimimiz burada bekleyelim diyor, kimi ise dağılıp arayalım diyor. ama dağılsak bir daha toplanamayacağız. Birlikte dışarı çıkmaya karar verdik. Bavullar ile birlikte terminalden dışarı çıktık. içeri serindi.klimalar içeride esiyor, Arabistan’a geldiğimizi bize hatırlatmıyordu. Kapıdan çıktığımızda yüzümüze vuran sıcak rüzgar ile “şimdi oldu” dedik. Sıcaklık hemen hissediliyor.

            Dışarı çıktık. Bayram hoca bekliyor dışarıda. Allah var bizi merak ettiği de belliydi. Tabi benim “sen nerdesin ya, nerde duruyorsun da bize rehberlik etmiyorsun” diye çıkıştım. Gayet sakin gayet efendi bir tavır, gayet tebessüm ve güven verici bir ifade ile “abi ne işi var hocanın içeride, sizi bekliyorum burada. Bizi götürecek otobüsü aradım, anlaşamıyoruz ki dil nedeniyle şoförle. Onu bulup hazırladım. Nasıl olsa çıkacaksınız dışarıya. İçeride dağınık olacaksınız hanginizi bulacağım.” Olur mu ya diyorum haber ver burada beklediğini bizde gelelim işimiz bitince. Oysa haber vermiş. Ankara grubundan arkadaşlara söylemiş. Ama tanımadığımız için birbirimizi kimse ikaz etmemiş bizim grubu.

 

            Akşam namazını hocamızın gösterdiği alanda kıldık ve otobüslere bavulları attık. Tüm bavullar birkaç kişini üzerinden geçtiğinden ve alışık olmadığımız bir sıcak olduğundan terledik hemde çok terledik. Otobüse bindik.  Klima püfür püfür çalışıyor şükür. İçeri serin.

            Otobüs terminalden çıkarken Mekke’ye doğru hoca mikrofonu eline alıyor. Okuduğu ayetler sabır ayetleri. O okuyor, hemen yanımda bulunan Bizim hoca da mealini söylüyor kesik ve kısık sesle. Duyuyoruz. Utanıyorum hocaya çıkışımdan dolayı. Sabır edecektik dikkat etmedik. Üzülüyoruz bu sakin ve sessiz yapıdaki Bayram hocaya çıkışımızdan.

            Bayram hoca sabır ayetlerinin ardından Mekke’ye kadar buraları anlattı. Konuştu. Neler yapacağımızı söyledi. Olaylar karşısında sabırlı davranmamız gerektiğini defaten söyledi. Zaten Bizim Hocada daha önce Kırıkkale seminerde yapmış olduğu konuşmada çantanıza üç şeyi koymanızı istiyorum. Bunu unutmayın demişti. Sabır, sabır, sabır. Gerçekten gerek yoğunluğun fazla olması gerekse alışılmış olayların gelişiminin olmaması dolayısıyla buradaki olaylarda sabırlı davranmak elzem durum teşkil ediyor.

Yazının devamı bir sonraki gün

Bu haber 1902 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MAZERETLER13 Eylül 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi