Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
DüğünlerimizFOTOĞRAFLAR HER ZAMAN İBRET VERİR VE BİRŞEYLER HATIRLATIR-2 (açın)FOTOĞRAFLARIN DİLİ OLSA-3Künye

Arınmaya yolculuk 21 bölüm

Fazlı GÜVENTÜRK

25 Kasım 2012, 01:47

Fazlı GÜVENTÜRK

Arınmaya yolculuk 21 bölüm

            SEVR DAĞI

            Mekke'nin güney tarafında beş km uzaklıkta birçok tepeden oluşan bir dağdır.

Müşriklerin, Mekke’de Müslümanlara yaptığı baskı ve zulüm dayanılmaz hâle gelince, Peygamberimiz Müslümanların Medine’ye göç etmelerine izin verdi.

            Rasulullah ve Hz. Ebubekir, kendilerine kılavuzluk etmek üzere, henüz müşrik, fakat güvenilir, sözünde durmasıyla tanınmış Abdullah bin Ureykıt’le anlaştılar.

            Peygamber Efendimizle Hz. Ebû Bekir, evin arkasındaki küçük kapıdan çıktılar ve Mekke’nin aşağısındaki Sevr Dağına doğru yol aldılar.

            Hz. Ebû Bekir, Efendimizin bazen önüne geçerek yürüyor, bazen arkasında kalarak yol alıyordu.

            Efendimiz: “Yâ Ebâ Bekir! Niçin böyle yapıyorsun?” diye sorduğunda; “Önünüzü arkanızı gözetlemek, sizi korumak için yâ Rasûlallah!...” diye cevap verdi.

            Sevr Mağarasına tırmanırken keskin kayalar ve çalılar Efendimizin mübarek ayaklarını kesmiş kanlar akıyordu. Çünkü Peygamberimiz yalın ayak gezmeye alışık değildi.

            Cuma gecesi Sevr Mağarasına vardılar…

            Mağara oldukça ıssızdı. Önce Hz. Ebû Bekir içeri girdi. Yeri temizleyip düzeltti. Mağaradaki delikleri, izarını yırtarak tıkadı. İzarı yetmeyince, geriye kalan bir deliğe de ayağını dayadı. Sonra Efendimizi içeriye davet etti.

            Efendimiz içeri girdi ve mübarek başını Sıddık-ı Ekber’in      dizine yaslayıp uyudu.

            Az sonra, Hz. Ebû Bekir, deliğe dayadığı ayağında müthiş bir acı hissetti. Yılan ısırması olduğunu anladı. Fakat delikten ayağını çekmedi. Hatta Efendimiz uykudan uyanabilir diye yerinden bile kımıldamadı!

            Canı öylesine yandı ki, gözlerinden ister istemez yaş aktı. Akan gözyaşlarının birkaç damlası mübarek yüzlerine damlayınca Efendimiz uyandı ve “Neyin var yâ Ebâ Bekir?” diye sordu.

            Sadakat timsali Hz. Ebû Bekir, “Yâ Rasûlallah! Ayağımı bir şey soktu. Ama mühim değil! Anam babam sana feda olsun!” diye cevap verdi.

            Peygamberimiz, yılanın soktuğu yeri mübarek tükürüğüyle mesh etti. Allah’ın lutruyla acı derhâl kayboldu, Hz. Ebû Bekir şifa buldu.

            O anda Allah’ın emriyle bir örümcek gelip mağaranın girişine ağını gerdi, bir çift güvercin ise yuva kurdu.           

            Sabah gün ağarıp ta Efendimizi evinde bulamayan müşrikler, Mekke’nin her tarafını didik didik aramaya çıktılar. Hz. Ebû Bekir’in evine vardılar. Onu da bulamayınca büsbütün öfkelendiler. “Muhammed’i veya Ebû Bekir’i bulup getirene veya öldürene 100 deve veririz!” diye tellal çağırttılar.

            İçlerinde ne kadar hırsız, cani ve gözü dönmüş var ise, bu ilânı duyunca, kimi eline kılıç, kimi de sopalar alarak Mekke’nin dışına çıktılar ve etrafı aramaya başladılar.

            Arayıcılar, yanlarına iki iz takip edici de almışlardı.

            Efendimizle Hz. Ebû Bekir’in izlerini buldular. Takip ede ede gelip Sevr Dağının eteklerine dayandılar. İzcilerden biri;

“Şu mağaradan ileri geçmemişlerdir! İzler burada kesiliyor!” dedi. Bir kısmı da, Ümeyye bin Halef’le beraber mağaranın ağzına kadar geldiler.

            Peygamberimiz ve Hz. Ebû Bekir mağaradan onları gördükleri halde müşrikler onları göremiyorlardı.

            Hz. Ebû Bekir, telâşa kapıldı ve: “ Yâ Rasûlullah! Beni öldürseler de gam çekmem! Ama sana bir zarar gelirse, bütün ümmetin helâkine sebep olur!” dedi

            Efendimiz, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” buyurarak ona teselli verdi. Hz. Ebû Bekir, “Ya Rasûlallah! Onlardan birisi eğilip de ayaklarının dibinden bir bakıverse, bizi görür!” dedi.

            Efendimiz; “ Yâ Ebâ Bekir!.. İki kişinin üçüncüsü Allah olursa, sen akıbetinin ne olacağını zannediyorsun? Yakalanacağımızı mı sanırsın?” buyurdu. Sonra da Hz. Ebû Bekir’in iç ferahlığa kavuşması için dua etti.

 

            Sevr mağarasına oldukça yaklaşan müşrikler, “Şu mağarayı da arayalım” dediler. Konuşulanları Efendimizle Hz. Ebû Bekir duyuyorlardı. İçlerinden biri mağaranın ağzına kadar geldi; fakat, içeri girip bakma lüzumu bile hissetmeden geri döndü.

            “Neden içeri girip bakmadın?” diye sorduklarında:

            “Mağaranın ağzında iki yabanî güvercinin yuva kurduğunu gördüm. Orada olduklarını zannetmiyorum” diye cevap verdi.

            Azılı müşrik Ümeyye b. Halef arkadaşlarına hiddetli hiddetli seslendi. “Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz? Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Daha Muhammed doğmadan örümcek ağ yapmış. Oyalanmayın, çabuk geri dönün!”

            Bunun üzerine mağaranın yanından uzaklaştılar. Hz. Ebû Bekir ve Peygamberimiz, Cuma, Cumartesi ve Pazar gecelerini orada geçirdi.

            Üç gün üç gece mağarada gizlenmeleri, tedbir içindi. Müşrikler, onların Mekke’den uzaklaşmış olduklarını düşüneceklerdi.

            Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah, gündüzleri Mekke’de Kureyşlilerin arasında dolaşıyor, ne konuştuklarını, neler düşündüklerini öğrendikten sonra, geceleri gelip

Peygamberimize haber veriyordu.

            Hz. Ebû Bekir’in kölesi Âmir b. Füheyre de, o civarda koyunlarını otlatıyor, hem Abdullah’ın izlerini yok ediyor, hem de onlara süt götürüyordu.

            Kureyşlilerin aramaları bir derece gevşemişti. Daha önce kılavuz olarak tutulan Abdullah b. Üreykıt, kendisine teslim edilen iki deveyle birlikte kendi devesini de yanına alarak Pazartesi günü seher vakti Sevr Dağının eteğine geldi.

            Peygamber Efendimiz ve beraberindekilere yol azığı olarak bir koyun kesilmiş, eti pişirilmişti. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ (r.anhâ), bunu bir dağarcığa koyup bir tulum suyla birlikte mağaraya getirdi.

            Peygamberimiz ve Hz. Ebû Bekir develerine bindiler.

            Hz. Ebû Bekir, yolda kendilerine hizmet etmesi için kölesi Amir b. Füheyre’yi de aldı. Yol göstermekte oldukça mahir olan Abdullah b. Üreykıt önlerine düştü. Sevr Mağarasından ayrılıp Medine yoluna revan oldular.

 

Yazının devamı bir sonraki gün        

 

Bu haber 2077 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MAZERETLER13 Eylül 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi