Haberci71.com -  Kırıkkale Haberleri
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

YÜZ ELLİ LİRALIK HAYAT

Fazlı GÜVENTÜRK

12 Ağustos 2011, 21:01

Fazlı GÜVENTÜRK

YÜZ ELLİ LİRALIK HAYAT

            Hak vaki olup ebedi âleme gidildiğinde cehennemin kapısında bekleyen zebaniler sırayla gelenin kim olduğunu sorup bir tekme ile atıyorlarmış kaynar kazanın içine.

            Birden tüm zebaniler esas duruşa geçmiş, toparlanmış, oturanlar ayağa kalkmış ve bir ağızdan gelen falancaya “buyurun üstadım buyurun hoş geldiniz” demişler.

            İşte bu “filanca” yerine herkes biraz espri, biraz ironi, biraz detay eleştiri ve bazen de karşı tarafı sıkıntıya sokmak için “gazeteci” konur, “kadın” konur, asker konur,” hırsız” konur. Yani zebanilerin ayakta karşıladığı kişi yerine herkes birlerini yerleştirir.

            Oysa galiba oraya konulacak en güzel sıfattaki insan tipinin “aşırıya gidenler olması lazım. Evet, aşırıya gidenlerin orada da aşırı bir şekilde izzeti itibar görmesi en güzel onladır.

            İslam’da aşırı gitmek, gereğinden ve ölçüsünden çok fazla harekette bulunmak doğru kabul edilmediği gibi yasaklanmaktadır da.

            Günümüzde pek çok kişinin aşırı gittiğini görüyoruz.       Dünyanın ekonomik kriz ile çalkalandığı şu günlerde en güçlü ekonomilerin bile yedi şiddetinde deprem ile sallandığını görüyoruz.

            Artık polis ile sade vatandaş kavgası ve taşlamalar her ülkenin kaçınılmaz gerçeği oldu. Zira ekonomik kriz o kadar büyük bir çığ haline geldi ki, rahat harcamaya alışık olan halkın alım gücünün düşmesi ile halkın sokaklara inmesi bir oldu.

            Tabi ki Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın. Çünkü varlık içinde iken yokluğa düşmek gerçekten çok acı oluyor. Ancak yoksulu düşünmeden yaşamında bir bedelinin olması ders alma açısından pek güzel oluyor.

            Başbakan dünyada ki bu krizi değerlendirirken bizden teğet bile geçmeyeceğini söylüyor ve ekliyor. Ancak aşırıya kaçmayın yani israf etmeyin. İsraf ayrı bir hastalıktır. İsraf etmeden alım gücüne devam etmek ve ekonomideki sıcak para döngüsünü sürdürmek krizin teğet ötesi geçmesi için ölçüdür.

            Büyük alışveriş merkezlerinin göz hizasına satılmasını en çok istediği ürünü koyma uyanıklığına karşı psikologların da aç ve susuzken alışverişe çıkmayın uyarısı asıl dikkate alınması gerekendir.

            İftara yarım saat kala markete gidin bakalım neler oluyor. Kaç tane gerekli ürüne karşı kaç gereksiz ürünün alışveriş sepetinin içinde olduğunu göreceksiniz. Hatta iftar sonuna kadar aldıklarınızın farkına bile varmayacaksınız.

            Şimdi israf etmeyelim tamam, aşırıya kaçmayalım tamam, alışverişe ölçülü şekilde devam edelim tamam.

Ama asıl beynimize sokmamız gereken Resulün “komşusu açken tok yatan bizden değildir “ hadisidir. Bazen çok yakınımızda kapı komşumuz, akrabamız bazen coğrafi olarak uzak ama gönül olarak yakın ülkelerdeki aç insanları düşünüp harcamamızı, yememizi, içmemizi ona göre ayarlamamız gerekiyor.

Bakın başta Somali olmak üzere pek çok ülkede bebekler açıktan ölüyor. Bu insanlara insanca yaşam şartları sağlamak için hadi bugün iftarda masamıza bir eksik tabak koyalım. Yani bir çeşit yemeği az yapsın annemiz. Biz iki lokma az yiyelim.

Yeryüzü doktorlarının araştırması neticesinde yüz elli bin liranın oradaki bir insanın altı aylık hayatını garantiye alıyormuş. Yani yüz elli lira ile altı aylık bir hayat bahşediyorsunuz. Değmez mi bir takım eksik elbise giymeye, bir depo benzin az almaya, cep telefonundan azıcık az konuşmaya. Hadi üç beş kişi birleşip yüz elli liraya tamamlayalım ve üç beş kişi bir hayat kurtaralım.

            Selam ve dua ile…  

Bu haber 1832 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
HER KESİN SIĞINDI20 Nisan 2018

HABER ARA


Gelişmiş Arama

REKLAMLAR



 


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi